-------

---------


   
  İLYAS BABANIN YERİ Her çare doğadadır.
  KANTORON
 



KANTARON:


(Tausendguedenkrauf / Centaurée / Centaury / Erythraea centaurium / Kantariyyon / Erythroea / Gentiana lutea) Haziran, eylül ayları arasında pembemsi, beyaz renkli çiçekler açan, nemli çayır ve orman kenarlarında rastlanan 15-50 cm boyunda, iki yıllık otsu bir bitki. Küçük kantaron veya kırmızı kantaron olarak da bilinir. Bitkinin gövdeleri tüysüz ve diktir. Yapraklar sapsız ve karşılıklı, oval şekilli ve uçları sivridir. Pembemsi çiçekler dalların ucunda durumlar yapar ve çiçekler genellikle saplıdır. Çiçekler beş sivri dişli ve tüpsüdür. Meyveleri silindir seklinde bir kapsüldür. Çok fazla sarimsi-esmer renkli tohumları vardır.
TÜRKİYE’DE YETİŞTİĞİ YERLER: Trakya ve Anadolu.
KULLANILDIĞI YERLER: Çiçekli bitki çiçek açma zamanında toplanır, demetler halinde bağlanıp gölgede kurutulur. Bitkide sekerler, reçine ve acı maddeler vardır. Çayı kuvvet verici, iştah açıcı ateş düşürücü ve hazmı kolaylaştırıcı olarak verilir. Ayrıca Astım ve mide ağrılarında da faydalı olduğu bilinir.

              Kanserden Korkmayanlar Sağlık Eğitim ve Araştırma Derneği Kurucusu
Av.İLHAN DEMİR
     Merhaba,

Bu siteyi hazırlamaktaki amacım, yüz binlerce insanımızın derdi olan
kanserden korkmamanız içindir. Kanserle yaklaşık 3 yıl önce tanıştık. Eşim
göğsünde bir sertlik olduğunu söyledi. Hemen doktora gittik. Pataloji sonucu; kanser olduğunu öğrendik. Hemen ameliyatla göğsü alındı. Bir ay kadar sonra kemoterapiye başladık. 6
kür boyunca eşim öldü öldü dirildi. Mide bulantısı ve kusma ile geçti bu 6 kür. Yatak döşek yattı. Hiç alışık olmadığımız bir şeydi. Çoluk çocuk perişan olduk eşimin bu haline. Ama eşim daha çok perişan oldu. Çünkü bütün sıkıntıyı çeken kendisiydi. Radyoterapiye gerek görmediler. Kemoterapi bitince ayda bir kontrollere başladık. Her şey gayet iyi gidiyordu, ta ki, eşim bir sabah sırtında ağrılarla uyanana kadar. Önce soğuk algınlığı zannettik. Fakat MR çekilince eşimin kemiklerine yayıldığını öğrendik. Boynu, sırt kürek kemiği, belinde iki kemik, kalça kemiği ve ayak dirsek kemiğinde tutulum yani kanser vardı.
      Önce radyoterapi uygulandı. 6 kemiğe birden radyoterapi verilemezdi. Bu yüzden en fazla tutulum olan iki kemiğe radyoterapi verildi. Radyoterapi bitince bir hafta aradan sonra kemoterapiler başladı. 4. kürde eşimin karnında bir tümör oluştu. Doktorumuz kemoterapiye devam etti. 6. Kür bittiğinde eşimin karnındaki tümör 25 cm olmuştu. Hemen radyoterapiye sevk edildik. Burada uygulanan radyoterapiden sonra eşim dinlenmeye çekildi. Bu arada çekilen MR sonucuna göre kemoterapi hiçbir fayda vermemişti. Aksine tutulum (kanser) kemik iliğine sıçramıştı. Bu noktada artık radyoterapi ve kemoterapiye güvenimiz kalmadı. Doktorumuz da çaresizlik içerisinde ilaçların ve tedavilerin fayda etmediğini söyledi. Artık alternatif tıp tedavisine yönelmenin zamanı gelmişti. Yapacak başka bişi kalmamıştı. Klasik tedavi fayda vermiyordu. İşte tam bu sırada, değerli dostum Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdoğan İnal, kantaron otundan bahsetti. Dediğine göre, kayınpederi mesane kanseri imiş ve 7 kere ameliyat geçirmiş. Mesanesin alınmasına karar verildiği bir sırada kantaron otunun kansere iyi geldiğini öğrenmiş ve zaten kaybedecek bir şey yok deyip kayınpederine uygulamış. 3,5 ay sonra alınan neticelerde, kanserden eser kalmadığını görmüş. Benimde eşime kantaron tedavisi uygulamamı önerdi. Zaten bizim de yapacak bir şeyimiz kalmamıştı. Hemen kantaron suyu tedavisine başladık. Ozon tedavisi ile birlikte kantaron tedavisini de yürüttük. Yaklaşık 2 ay sonra yapılan patalojik inceleme de eşimin karnındaki kitlede kanser tümörünün kalmadığı şeklinde bir rapor aldık. Kemiklerdeki durumu henüz MR çekilmediği için bilmiyoruz. Ancak eşim, alternatif tedavi ve Prof. Dr. Erdoğan İnal hocanın tavsiyeleri sonucu şimdi gayet iyi. Böyle bir tedaviyi herkesle paylaşmak istedim. Kanserden korkmayın. Tedavisi var. Yeter ki doğru tedaviyi uygulayın.
   

Av.İLHAN DEMİR / ANKARA

>Marmara Sok. 16/7 Sıhhiye/Ankara Tel: 0312 – 4315680 Cep: 0533 7179766"

BÖLÜM II

 YUKARIDA BELİRTİLEN, AVUKAT İLHAN DEMİR TARAFINDAN HAZIRLANMIŞ SİTEYE
 GİRİNCE SARI KANTARON HAKKINDA YAZILAN (KULLANIM DAHİL) BİLGİLER AŞAĞIDADIR
  KANTARON OTU
Hypericum perforatum L.) Tarla, yol ve orman kiyilarinda, tepelerde ve
 çayirlarda Temmuz'dan Eylül'e kadar çiçeklenen ve ülkemizde, sarı kantaron, kanotu, kiliçotu, mayasilotu ve yaraotu gibi yöresel adlara da sahip olan sifali bir bitkidir. Bitki 25-60 cm boyunda olup, çok dallidir ve saplari ayri oldugu halde bir semsiye biçimindeki çiçekleri 5 parçali, korolla altin sarisi renkli ve kenarlari siyah renkli guddeli tüyler ile çevrilidir. Erkek organlari çok adette ve 3 demet halinde bir araya toplanmistir. Yapraklar isiga karsi tutuldugunda, yag guddeleri, parlak noktaciklar
halinde kolaylikla görülür. Bitkiye binbirdelik otu denmesi bu özellikten  ileri gelmektedir. Yanilmamak için, tam olarak açmis bir çiçegi parmaklarinizin arasinda ezdiginizde, ondan kirmizi bir su aktigini
göreceksiniz.

FAYDALARİ VE KULLANİM ALANLARİ
 Yaraların iyileşme sürecini hızlandırabilir
 Hafif ve orta şiddetteki depresyonlarda rahatlatıcı ve sakinleştirici etkisi vardir.
 Korku, endişe, kaygı, umutsuzluk ve çaresizlik duygularının giderilmesinde yardımcıdır.
Siyatik, eklem iltihabi (artrit) ve pre-menstural kramplar (Adet öncesi ağrı ve sıkıntılar) giderilmesinde faydalıdır.
Safra salgısını uygun yönde etkileyerek sindirim sistemini rahatlatabilir.

 * Kronik yorgunluk sendromunda, uykusuzluk, menopoz dönemindeki sıkıntı, stres ve gerginliklerin giderilmesinde etkili olabilir.

*Her derde deva olduğundan bahsedilir. özellikle mide ağrılarına birebir geldiğini bizzat gözlemlenmisdir . Ayrıca zeytinyağına ufalanarak merhem haline getirildikten sonra açik yaralara sürüldüğünde, yaraların çok çabuk iyileşmesini sağlar.
Hastalar üzerindeki gözlemlerimize dayanarak ifade ediyoruz ki doğru
Kantaron kullanımı ve düzenli içildiği takdirde kanser hücreleri üzerinde temizleyici bir etki görülmektedir. Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Oya Kaçar, kantaron  otunun Avrupa'da son yıllarda hafif ve orta şiddetli depresyonların, stres, uykusuzluk, anksiyete gibi günlük yasamı olumsuz etkileyen rahatsızlıkların tedavisinde basarıyla kullanıldığını, atidepresan olarak kullanılan sentetik ilaçların kullanımında karşılaşılan uykusuzluk, kilo kaybı, eksüel bozukluklar gibi ciddi yan etkilere de rastlanmadığını belirtti.
           YAN ETKİLER VE ETKİLEŞİMLERİ:
Hamilelerde kullanılması yeterli klinik çalışma olmadığı için önerilmez. Bazı hastalarda sindirim bozukluklarına neden olmuştur. Bazı kişilerde allerjik reaksiyonlara sebep olabilmektedir. Bu gibi hallerde kullanımı kesmek gerek.
            KANTARON SUYUNUN HAZIRLANISI:
Yaklaşık 100 gram kantaron çiçeği otunu 5 litre iyi suyu (çesme suyu olmayacak) kaynatın. 5 litre iyi su kaynamaya (fokurdamaya) başlayınca 100 gram kantoron çiçeği otunu bu suyun içine atin.
Yaklaşık 50 dakika yüksek ateşte 1 saat normal ateşte kaynasın. Yaklaşık 12 saat kadar kendi kendine soğusun.Soğuyunca süzme işlemini gerçekleştirip bunları ağzı açık cam kavanozlara (Plastik şişe kullanmayın) doldurup buzdolabına koyun. Sabah öğle aksam birer su bardağı aç karina içilecek.
Etkili olması için bu su içildikten sonra en az bir saat kadar hiçbir şey yenmeyecek . Bu suyu kullanma süresi en fazla 15 gündür. 15 günü geçince hiçbir faydasını göremezsiniz. Bu ot bütün kanser türlerine iyi geldiği gibi, kadın hastalıkları, böbrek, dalak, bağırsak ve bütün iç organlardaki
hastalıklara da iyi gelir.Tamir edici bir etkisi vardır.
-------------------------------------

BÖLÜM III
SARI KANTARON HAKKINDA DR.NİYAZİ ERÖZTÜRK'ÜN KİTAPLARINDA YAZAN BİLGİLER
AŞAĞIDADIR. BU BİTKİNİN ÇOK KUVVETLİ VİRÜS ÖLDÜRÜCÜ ETKİSİ OLDUĞU
BELİRİLMEKTEDİR. (KİŞİSEL BİR DEĞERLENDİRME; VUCUDUN BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ
AÇISINDAN BAKILDIĞINDA, VİRÜS İLE KANSERLEŞMİŞ HÜCRE ARASINDA BİR FARK
VARMI DIR ? İKİSİ DE ÖLDÜRÜLMESİ GEREKEN CANLIDIR ! BU NEDENLE, SARI
KANTARON'UN KANSER HÜCRELERİNİ DE ÖLDÜRMESİ BENCE KUVVETLE MUHTEMELDİR.)
SARI KANTARON (Hypericum perforatum)
İngl.Hardhay, Alm. Johanniskraut, Fr. Millepertuis
Yöresel adları :Kanotu, kılıçotu, koyunkıran, mayasılotu, yaraotu. (Bitkinin literatürümüzdeki bilimsel adı Binbirdelikotu. Ama bu ad halk arasında yerleşemediği için, burada sarı kantaron adı kullanıldı.) Drog adı: Hyperici herba / tüm bitki (kök hariç)
Tentür: Hypericum D3-D6
Kantaron yağı: Hyperici oleum
Toplama/kurutma: Sarı kantaron haziran sonuna doğru çiçeklenmeye başladığında, sapın toprağa yakın bölümünden kesilir ve demetler halinde gölge ve havadar bir yere asılarak kurumaya bırakılır. İyice kuruduktan sonra ince kıyılır ve hava almayan kaplarda saklanır.
Bileşim: Eterli uçucu yağ, flavonlar(Rutin, Querzitin, Hyperosid), reçine, tanen ve Rhodan. Ama en önemli etken maddeleri, Hypericin ve Pholabaphene.
Sarı kantaron preparatları: Befelka-öl(yağ), Hyperforat, Phytogran,
Psychatrin, Psychotonin, Cesradyston(r) 200(kapsül), Cesradyston (r) 200 (damla) gibi, yüzlerce preparat yalnızca Batı Avrupa ülkelerindeki eczanelerden temin edilebilir. Etkileri: İltihap giderici, yara iyileştirici, yatıştırıcı, antidepressif, kramp çözücü, ağrı kesici, antiseptik.
Kullanım alanları: Yakın geçmişte Avusturyada yapılan bir bilimsel  deneyde, kullanılan bir sarı kantaron preparatı, deneklerin %67'sinin hafif ve orta dereceli depresyondan kurtulmalarını sağlamıştır. Bu sonuç, daha önceleri yapılmış olan benzer deneyleri doğrular niteliktedir. Sarı kantaron yağına kırmızı rengini veren Hypericin adlı ana etken maddedir. Bu madde antidepressif ve çok güçlü antiviral etkilere sahiptir. Bu etki (virüslere karşı etki) öyle güçlüdür ki, geçtiğimiz yıllarda, AIDS'e karşı etkili olup olamayacağı konusunda geniş kapsamlı laboratuar araştırmaları yapmak
gereği duyulmuştur. Doğrudan bitki kullanımı yoluyla pek çok virütik hastalığın tedavi edilebileceği ise kanıtlanmış bir gerçektir.
Sarı kantaron, sinirsel rahatsızlıklara karşı kullanılabilecek en değerli şifalı bitkilerden biridir. Bitki geleneksel olarak da zaten hep, korku, gerginlik, uykusuzluk ve depresyona karşı kullanılagelmiştir. Özellikle menopoz döneminde görülen bu tür rahatsızlıkların tedavisinde çok olumlu sonuçlar alınabilir. Uykuda idrar kaçırma da sarı kantaron çayı ile tedavi edilebiliyor, çünkü bu rahatsızlık genelde ruhsal nedenlerden kaynaklanır. Hormon düzeyindeki değişikliklerin belirtilerini azaltan ve bedene yeni güçler kazandıran özellikleri sayesinde menopoz sıkıntılarına karşı sarı kantaron çayı mutlaka kullanılmalıdır. Sarı kantaron ayrıca, karaciğeri ve safrakesesini güçlendirebilen önemli bir toniktir. Dudak uçuğu(herpes), suçiçeği ve zona, nevralji, bel ve sırt ağrısı, kas ve eklem ağrıları da bitki çayı, tentürü ve preparatları ile tedavi edilebilir.
Kırmızı renkli kantaron yağı da hiçbir evde eksik olmaması gereken çok önemli bir ilaçtır. İyileştirme gücünü en az iki yıl korur ve yalnızca açık yaralarda, yeni yaralarda, hematomlarda(deride mavi-mor lekeler), beze şişkinliklerinde ve pürüzlü yüzlerde bakım ve tedavi ilacı olmakla kalmayıp, sırt ve bel ağrıları, siyatik ve romatizmada da etkili bir friksiyon ilacı olarak kullanılabilir. Yanıklarda, haşlanmalarda ve güneş yanığında da kantaron yağı başarıyla kullanılabilir.
Karnı ağrıyan bebeklerin karıncıklarına kantaron yağı sürüldüğünde ağlamaları sona erer. Tüm lenf bezi şişkinliklerinde kantaron yağı ile yapılan hafif friksiyonlar büyük rahatlık sağlayabilir. Bu yağ içten de kullanılabilir: Örneğin, safra salgılarını arttırmak, sinirsel kökenli mide rahatsızlıklarını yatıştırmak ve mide ülserini tedavi etmek gibi durumlarda, günde 2 kere yarım tatlı kaşığı kantaron yağı içilir.
Kullanım biçimleri: Bir tatlı kaşığı ince kıyılmış bitki, orta boy bir su bardağı dolusu soğuk suya eklenir, hafif ısıda kaynama derecesine kadar ısıtılır, üstü kapalı olarak 5 dakika kadar demlendirilir ve süzülür. Günde 2-3 bardak taze demlenmiş kantaron çayı, aç karnına veya öğün aralarında,
soğutulmadan içilir. Bu çay yara tedavisinde de dıştan, yıkama veya
kompres biçiminde kullanılır.
TENTÜR: Çiçeklenme aşamasında toplanarak kurutulmuş ve ince kıyılmış bitki, geniş ağızlı bir cam şişeye veya kavanoza 1:5 oranında koyulur, çalkalanabilecek kadar mesafe kalana kadar, kanyak, votka veya 35-40 derecelik etil alkol-su karışımı eklenir ve kapak iyice kapatılır. İki hafta boyunca arada bir çalkalanarak bekletilir ve süre sonunda dört kat tülbentten geçirilerek süzülür. Tentür koyu renkli şişelerde saklanmalıdır. Kantaron tentürünün (Hypericum) genelde D6 inceltisi çok etkilidir. Bu
inceltinin hazırlanışı ile ilgili bilgiyi, kitabın şifalı bitkiler bölümünün başlangıcındaki Tentür Bölümünden alabilirsiniz. Eğer Hypericum D6 tentürünü örneğin Almanya’daki bir eczaneden temin edebilirseniz çok daha iyi olur. Homöopathik ilaçlar genellikle kent merkezlerindeki büyük eczanelerden satın alınabilir.
KANTARON YAĞI: Güneşli havada toplanan genç çiçekler hafifçe ezilerek şeffaf bir cam şişenin veya kavanozun boğazına yakın bölümüne kadar doldurulur, üstüne sızma zeytinyağı eklenir ve mayalanma süreci tamamlanana kadar(3-4 gün) kapağı açık olarak güneşte bekletilir. Sonra kapağı
kapatılır ve arada bir çalkalanarak 3-5 hafta güneşte bekletilir. Çok güzel bir kırmızı renk kazanan yağ iki kat tülbentten geçirilerek süzülür, çiçek posaları da sıkılır ve kantaron yağı koyu renkli şişelerde, çok sıcak olmayan ortamda saklanır. 2-3 yıl boyunca kullanılabilir.
UYARI: Uzun süreli kantaron çayı kullanımı, güneş ışığına veya solaryuma karşı duyarlılık oluşturur. Çay içimine son verildiğinde bu duyarlılık sona erer.
Bilinen başkaca bir yan etkisi yoktur.
Bu Bilgiler  alıntıdır.

 

KANTORON
Binbirdelikotu çayı ; sinir yaralanmalarında ve her türlü sinirsel şikayetlerde, çarpma sonucu yaralanmalarda ve ağır kaldırma sonucu ortaya çıkan rahatsızlıklarda kullanılır. Ayrıca o, ishale karşı da çok etkili bir bitkidir. Sinirsel yüz ağrıları , günde 2-3 bardak binbirdelikotu çayı içip, dıştan da (haricen) ağrılı bölgeler uzunca bir süre binbirdelikotu yağı ile ovalanarak iyileştirilebilir. Bitkinin ayrıca, sinir iyileştirici olarak adlandırılan ve sinirsel rahatsızlıklarda, nevrozlarda, uykusuzlukta ve sinir yorgunluklarında başarıyla kullanılan bir de tentürü (Binbirdelikotu Tentürü) hazırlanabilir. Bu tentür dıstan (haricen) friksiyon (ovarak sürme) biçiminde, içten (dahilen) ise, günde 10-15 damla, 1 yemek kaşığı suya karıştırılarak kullanılır. Konuşma bozukluklarında, rahatsız uykularda, histeri krizlerinde, uyurgezerlikte olduğu kadar, yatağa işeme ve depresyonlarda da başarıyla kullanılabilir. Tüm bu hastalıklarda içten binbirdelikotu çayını kullanırken, bir yandan da oturma banyolarının çok olumlu sonuçlar verdiğini söyleyebiliriz. Haftanın 6 günü, arka arkaya ayak banyoları alınması da tavsiye edilmektedir. Sinir sistemi ile ilgili tüm rahatsızlıklarda bu kür önemlidir.

Gelişme çağındaki genç kızların, bir süre (Birkaç ay) günde 2 bardak binbirdelikotu çayı içmeleri tavsiye edilir. Bu çay, cinsel organların gelişmesine yardımcı olacak ve adet görme düzensizliklerine son verecektir. Çok ünlü olan Binbirdelikotu (Kantaron) Yağı’da hiç bir evde eksik olmamalıdır. Gerçekten de binbirdelikotu yağı ; ağrı kesici, iltihap önleyici ve iyileştirici özellikleriyle, en iyi yara yağıdır. Bu yağı herkes kolayca hazırlayabilir. İyılestirme gücünü en az 2 yıl korur ve yalnızca açık yaralarda, yeni yaralanmalarda, hematomlarda (Deride mavi-mor lekeler), beze şişkinliklerinde, güneş yanıklarında ve pürüzlü yüz ciltlerinde bakım toniği olarak kullanılmakla kalmayıp, uçuklar (herpes), varisli damarlar, basurlar (hemorrhoids), sırt ağrıları, lumbago, siyatik, mafsal (eklem) iltihabı, romatizma ve felçli-inmeli (paralysis) bölgelerde de etkili bir friksiyon (Ovarak sürme) yağı olarak kullanılabilir. Yanıklarda ve haşlanmalarda etkili bir yağa sahip olabilmek için bitkinin çiçekleri keten tohumu yağına yatırılır. Bu yağ, güneş yanıklarında da kullanılabilir. Karınlarına zeytinyağı ile hazırlanmış binbirdelikotu (Kantaron) yağı sürüldüğünde karın ağrısı çeken bebeklerin ağlamaları sona erer.

Sarı Kantaron (Hypericum perforatum); çok yıllık, üzerinde pek çok sarı çiçeği olan bir çalı türü olup, Asya’ dan Amerika’ ya kadar dünyanın pek çok ülkesinde doğal olarak yetişen ve Ortaçağdan beri güvenle kullanılan bir bitkidir. Binbirdelikotu olarak da bilinir. Bu bitki hakkındaki modern ilgi; 1997 yılında Newsweek dergisinde ve sonrasında diğer gazete ve dergilerde çıkan makale ve yazılar ile ABD’de bazı TV programlarında yapılan haberlerden sonra daha da arttı denilebilir. Aslında bundan yıllarca önce başta Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde bu bitki “Doğal Antidepresan” olarak kullanılıyordu ve diğer antidepresan ilaçlardan çok daha az yan etkili olması nedeniyle zaten dikkatleri üzerine çekmişti.

Yapılan araştımalara göre bitki 50’den fazla etken madde içermekte olup; bunlardan en önemlileri hiperisin (hypericin), flavonoidler, taninler, resin ve prosiyanidinler’ dir. Sarı kantaron hakkında yapılan araştırmalar bu bitkinin sentetik antidepresan ilaçlarla benzer etkili olmasına rağmen daha az yan etkiye sahip olduğunu ortaya koymuştur. Hiperisin beyindeki Teta dalgalarını da arttırmaktadır. Teta dalgaları normalde uyku esnasında meydana gelirler ve derin düşünce veya meditasyon, yüce duygular, memnuniyet ve yaratıcı düşüncenin artması gibi şeylerle ilişkilidirler. Sarı Kantaron Ekstresi aşağıdaki durumlarda önerilmektedir:

Faydaları ve Kullanım Alanları:

Yaraların iyileşme sürecini hızlandırır.
Hafif ve orta şiddetteki depresyonlarda rahatlatıcı ve sakinleştirici etkisi vardır.
Korku, endişe, kaygı, umutsuzluk ve çaresizlik duygularının giderilmesinde yardımcıdır.
Siyatik, eklem iltihabı (artrit) ve pre-menstural kramplar (Adet öncesi ağrı ve sıkıntılar) giderilmesinde faydalıdır.
Safra salgısını uygun yönde etkileyerek sindirim sistemini rahatlatır.
Kronik yorgunluk sendromunda, uykusuzluk, menopoz dönemindeki sıkıntı, stres ve gerginliklerin giderilmesinde etkilidir.

Kullanım Biçimleri :
Çay Hazırlamak : 1 tatlı kaşığı dolusu bitki, orta boy 1 su bardağı kaynamıs suya eklenir ve 3-4 dakika demlendikten sonra süzülür. Yukarıda belirtilen durumlarda günde 2-3 bardak içilir.

Binbirdelikotu (Kantaron) Yağı Hazırlamak : Günesli havada toplanmıs çiçekler, gevsek biçimde bir siseye doldurulur ve üstüne, sızma zeytinyağı eklenir. Zeytinyağı çiçekleri örtmelidir. Mayalanma süresi olan 3-5 gün süresince sisenin kapağı açık tutulur ve arada bir çalkalanarak, günesli bir yerde bekletilir. Daha sonra şişenin kapağı kapatılır ve 4-5 hafta boyunca, arada bir çalkalanarak güneste bekletilir. Süre sonunda süzülür, çiçekler de sıkılır ve koyu renkli şişelere doldurularak saklanır. Yanık yaraları için, zeytinyağı yerine, ketentohumu yağı kullanılır.

Binbirdelikotu (Kantaron) Tentürü Hazırlamak : 1 lt konyağın içine, güneste toplanmış ve ince kıyılmıs 2 avuç bitki (sap, yaprak ve çiçek ) eklenir. Sise 14 gün boyunca güneşte bekletilir ve arada bir çalkalanır. Süre sonunda süzülür ve koyu renkli şişelere aktarılarak, serin bir ortamda saklanır.

Sarı Kantaron Ekstresi: (Hypericum perforatum L.) Özellikle Avrupa ve Amerika'da çay yerine, bitkinin çiçek, yaprak ve saplarından elde edilen ve kapsül şeklinde satılan ekstresi de kullanılmaktadır. Kronik yorgunluk sendromunda, menopoz dönemindeki sıkıntı, stres ve gerginliklerin giderilmesinde faydalıdır
Karışım: Prostat rahatsızlıklarında, yakıotu ile eşit oranda karıştırılır.
AT KUYRUĞUOTUAtkuyruğu otu, Schachtelhalm, Equisetum arvense
Kırk kilit otu Syn:Equisetum boreale
Zemberek otu
Tilki kuyruğu otu
Boğumluca otu
Beygir kuyruğu otu
Tarla Atkuyruğu otu
Familyası: Atkuyruğuotugillerden, Schachtelhalmgewâchse, Equisetaceae
Drugları: Atkuyruğu otu; Eguiseti herba
Atkuyruğu otunun kökleri hariç tamamı çay, tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır. Zehirli olan diğer türlerle karıştırmamak gerekir. 
Giriş: Atkuyruğugillerin takriben 20 türü mevcuttur ve bunlardan en yaygın olarak tarla Atkuyruğu otu; Eguisetum arvense kullanılır, ayrıca Homeopati’de <<Himalaya Atkuyruğu otu; Equisetum hymale>> kul-lanılır. Atkuyruğu otu Avrupa, Asya ve Amerika tropik ve subtropik bölgelerinde yabani olarak yetişir. Tarihte ilk defa Çinlilerin ilaç kodek-sinde (1057) adı geçen bitki Avrupa’da 16. yy.dan itibaren kullanıl¬maya başlanmıştır. Eskiden vereme karşı, idrar artırıcı ve kan kesici olarak kullanılmıştır. Equisetum Latince Equus: At ve Seta: Kıl anlamına gelir, arvense ise tarla demektir. Bizde Atkuyruğu otu diye anılır. 
Botanik: Atkuyruğu otu diğer bitkilerden farklı olarak çiçek açmaz ve spor adı verilen pul şeklindeki organları ile döllenir ve döllenmesi kendi kendine olur. Atkuyruğu otunun sarımsı, esmer veya kızılımsı renkli ve boyu 15-25 cm olan ilk spor devresi Mart ve Nisan ayıdır. Nisan ayından itibaren Atkuyruğu otu yeşil bir renk alır ve boğum boğum olan halka-lardan 6-15 adet yanlara sürgünleri uzanır ve sürgünleri ince boğumludur. Alttaki sürgünleri daha uzun olup yukarılara doğru küçülürler ve sürgün sayısı da azalır. Köklerinden yan kökleri çevreye yayıldığından kısa zamanda kümeler oluşturur bu nedenle çiftçiler tarafından çok zarlı bir bitki olarak görülür ve yok edilir. 
Yetiştirilmesi: Yetiştirilmesi oldukça çok kolaydır, fakat sonradan yok edilmesi oldukça zordur. Şayet tentür, çay ve natürel ilacı yapılacak ise özel olarak yetiştirilir.
Hasat zamanı: Nisan’dan sonra sporları dökülür, Haziran ve Ağustos’ta toplanır, yeşil bir renk aldıktan sonra toplanmaya başlanır. Toplanırken kahve renkli olanlar, mantar hastalığına yakalanmış olduğundan ayık¬lanır. 
Maalesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlem-leri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutul-malıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğin¬den kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlarda açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukça azaltır.
Birleşimi: Atkuyruğu otunun birleşimindeki maddeler;
a) Anorganik bileşikler %5-10 arasında olup bu da %80-90 oranında Silisik asit ve %10-20 oranında Alüminyum ve Potasyumklorid ve de Mangan’dan oluşur. Silisikaistin %10’u suda çözülerek kana geçer.
b) Flavonitler; Equisetin (Kafurol-7-O-β-D-diglikozit), Quercetin-3-O- β-D-diglikozit, Luteolin-5-O-β-glikozit, Apigenin-5-O- β-D-diglikozit,
c) Alkaloit türevleri; çok az miktarda olup bunlarda Nikotin, Palustrin, Paludtridin ve 3-Methoxypyridin en önemlileridir.
d) Organik asitler; Equisetolasid, Malik asit (Elma asidi), Akonitasit ve Oksalikasit içerir. 
e) Saponin içerdiğine dair iddiaların asılsız olduğu bilinmektedir fakat Pektin az miktarda Eterik yağ ve sabit yağ içerir. 
1937’de tedavi denemesi yapmışlar. Bu deneme sonucunda Atkuyruğu otunun idrarı artırdığı tespit edilmiştir. (HHB.V.65) Eskiden vereme karşı kullanılan bitki Leukozitleri (Akyuvarlar) harekete geçirerek veremi yendiği W.Schneider tarafından 1936’da beyan edilmiştir. (TP.205) Bu konudaki araştırmalar çok eski olup yeni araştırmalar gereklidir. Aksi halde eldeki verilerle bir beyanda bulunmak oldukça zordur. Colombia Üniversitesi’nin (ABD) yaptığı araştırmalara göre insanın bağ dokularını sağlamlaştırmak için sürekli Silisikaist ihtiyacı vardır ve bunu Atkuyruğu otu ile giderebileceğini beyan edilmiştir. Eylül 1996’da 3-4 hafta Atkuy¬ruğu otunun çayını içtim adeta kışın en soğuk aylarında içmişim gibi donuyordum. Bu yan tesirini sonradan öğrendim. Bu nedenle Atkuyruğu otunun adı aşağıda geçen şifalı bitkilerle kullanmak gerekir. Aksi halde aşırı derecede üşütür. 
Tesir şekli: İdrar söktürücü, kanı temizleyici, kan yapıcı, kanamayı önleyici, ara dokuları kuvvetlendirici ve metabolizmayı düzenleyicidir. 
Kullanılması: 
a) Araştırmalara göre; Bağdokularını kuvvetlendirici, idrar artırıcı ve ödemi önleyicidir.
b) Komisyon E’nin 187/09/1986 tarih ve 173 nolu Monografi bildirisinde Atkestanesi otu başta ödem (vücudun su toplaması), idrar yollarındaki bakteri ve iltihaplar ve de böbrek taş ve kumlarına karşı kullanılır. Atkuyruğu otu haricen ise kötü iyileşen yaralara karşı kullanılır. 
c) Halk arasında; Atkuyruğu otu akut böbrek iltihaplanmasına (nefrit), böbrek zafiyeti, böbrek kanaması, böbreklerdeki yırtılma, böbreklerin yeterince çalışmaması sonucu ortaya çıkan ödeme karşı kullanılır. 
Açıklama: Bayanlarda görülen aşırı ve uzun süre devam eden adet haline karşı kullanılır. Birleşimindeki yüksek orandaki Silisik asit, vereme sebep olan mikropları çevreler ve hareket etmesini önler. Silisik asit aynı zamanda akyuvarlardan olan Lökositlerin sayısını arttırarak ve hareket-lerini arttırarak ve de böylece verem hastasının kısa sürede iyileşmesini sağlar. Uzun süre çayı içildiğinde soğutucu olması nedeni ile üşümeye sebep olur. Bu nedenle Mürver veya Ihlamur çiçeği ile karıştırılarak çayının içilmesi daha uygundur. Ayrıca romatizma, nikris (gut hastalığı), kemik erimesi, saç dökülmesi, tırnak kırılması ve ara dokuları kuvvet-lendirir. Kemik, kıkırdak, tırnak ve dişleri sağlamlaştırır, deriyi elastikleş-tirir ve buruşmayı önler ve de iç kanam, kan kusma ve ağız içi iltihapla-rına karşı kullanılır. Ayak mantarlarına karşı demi ile ayak banyosu yapılır ve saç dökülmesine karşı saçlar demi ile yıkanır. 
Çayı: Kurutulmuş, ince kıyılmış Atkuyruğu otundan 2 kahve kaşığı demliğe konur ve üzerine 300-500 ml kaynar su ilave edilerek 20-30 dk kaynatıldıktan sonra 30-45 dk demlenmeye bırakılır ve sonra süzülerek içilir. 
Çay Harmanları
Gökçek İdrar yolları iltihapları çayı;
>25 gr Hatmi çiçeği
>25 gr Ayı üzümü yaprağı
>25 gr Adaçayı yaprağı
>25 gr Atkuyruğu otu
Flamm-Krocber-Seel terlemeyi önleyici çay;
>80 gr Adaçayı yaprağı
>10 gr Atkuyruğu otu
>10 gr Kedi otu kökü
Ludisg Kroeber böbrek taşları çay;
>40 gr Atkuyruğu otu
>20 gr Kuş ekmeği otu
>20 gr Kuşburnu
>20 gr Süpürge otu
Dr.B.Jürgens yatağı ıslatma çayı;
>25 gr Atkuyruğu otu
>25 gr Kılıç otu
Kobert vereme çay;
>150 gr Kuş ekmeği otu
>75 gr Atkuyruğu otu
>50 gr Kedi başı otu
Prof.Dr.R.F.Weiss verem çayı;
>100 gr Atkuyruğu otu
>50 gr Ciğer otu
>50 gr Sinirli ot
Dr.E.Meyer-Camberg böbrek iltihap ve hastalıkları çay (yüksek tansiyonda varsa);
>40 gr Atkuyruğu otu
>40 gr Huş yaprağı
>20 gr Ökse otu
Lang Hoff’a göre böbrek iltihaplanması ve kanamasına karşı çay;
>65 gr Ardıç kozalağı
>15 gr Atkuyruğu otu
>15 gr Papatya çiçeği
>15 gr Aslanpençesi otu
Homeopati’de: At kuyruğu otunun yeşil dallı (yaprak) şekline dönüşmesinden sonra yerden 20cm yukarıdan kesilerek toplanır 20 gramı ince ince kıyılır ve bir şişeye konarak üzerine 80ml %70’lik Alkol ilave edilerek güneş ışınlarından uzakta muhafaza edilir. İki günde bir çalkalanan şişedeki sıvı 4-6 hafta sonra süzülerek Homeopati de <<Equisetum arvense>> ismi ile anılan Tentürü elde edilir. Homeopati de bu yabani at kuyruğu otu tentürü kadar Himalaya at kuyruğu otunun da Tentürü de aynı şekilde kullanılır.
Hastalığın belirtileri (Sendrom): 
1) Böbrek ağrısı özelliklede sağ böbrek ağrısı
2) Yatağı ıslatma ve aynı anda rüya görme
3) Mesane ve idrar yollarındaki ağrı idrar yapmaya rağmen iyi olmuyorsa
4) Baskı, Hareket, Oturma, idrar yapma gibi hallerde ağrısı azalmayan sağ böbreğin yatınca ağrılarının azalması
5) İdrar sümüksü, çamursu koyu çok, taşlı ve kumlu ise
6) Oldukça sık idrar yapma hissi
7) Mesane üzerine basınca fazla idrar yapılıyorsa
 İdrarda protein ve kan varsa
9) Hamilelik ve loğusalık devresinde idrar anormallikleri varsa
Bu gibi hallerde at kuyruğu ot tentürü kullanılır.
Yan tesirleri: Atkuyruğu otunun bilinen çok önemli bir yan tesiri vardır, şayet uzun süre çayı içilirse vücudu soğutucu özelliğe sahiptir. Bu nedenle Atkuyruğu otunun çayını içerken mutlaka içine Ihlamur çiçeği, Kekik otu, Mürver çiçeği veya Papatya çiçeği ile karıştırarak içilmelidir. Ayrıca toplarken zehirli olan Bataklık Atkuyruğu otu ve Büyük Atkuyruğu otu ile karıştırmamak gerekir. 
B) Bataklık Atkuyruğu otu, Sumpf-schachtehalm, Equisetum palustre
Bataklık Atkuyruğu otu öncekinden farklı olarak genellikle bataklıklarda ve durgun su kenarlarında yetişir. Bu nedenle Bataklık Atkuyruğu otu diye anılır. Bataklık Atkuyruğu otunu Şifalı Atkuyruğu otundan ayıran önemli bir farklılıkta bitki yeşilken de tepesinde sporlar bulunur. Bataklık Atkuyruğu otu yüksek oranda Palustrin ismi ile anılan Alkaloit içerir. 
C) Kış Atkuyruğu otu, Winter Schachtelhalm, Equisetum hyemale
Homeopati’de genellikle Kış Atkuyruğu veya Himalaya Atkuyruğu diye anılan bu8 bitki kullanılır. Bu türün diğerlerinden farkı yan dallarının olmaması ve dikine doğru yükselen ve tepesinde spor olan bir bitkidir. 
D) Orman Atkuyruğu otu, Wald Schachtelhalm, Equisetum sylvaticum
Bu tür Şifalı Atkuyruğu otuna benzer fakat oldukça büyüktür. Birleşimindeki Palustrin olmamasın rağmen tıbbi maksatla kullanılmaz.
 
SPERM AZLIĞI NEDENİĞLE ÇOCOĞU OLMAYAN ERKEKLER İÇİN HAZIRLANAN MACUN
GEREKLİ MALZEMELER: ( TÜM MALZEMELER TOZ HALİNE GETİRİLMİŞ OLMALI
800 gr bal
2 tatlı kaşığı toz haline getirilmiş harnup (keçiboynuzu)
2 tatlı kaşığı akırıkarha
1 tatlı kaşığı ısırgan tohumu
1tatlı kaşığı toz zencefil
1 “       “       sogan tohumu
1,5 “      “      sahlep
1   “      “      kebabe ( kebabiye)
1 “        “      tere tohumu
1    “      “      kimyon
1     “     “      günlük sakızı
1     “     “     kartanfil
1    “     “      havuç tohumu
1   “        “    kereviz tohumu
1     “       “   tarçın
1   “        “   kırmızı ginseng
1    “      “    hardal tohumu
1     “      “   kişniş
1     “     “   siyah turp tohumu
1      “    “   çakşır kökü
50 gr arı nsütü
HAZIRLANIŞ VE KULLANIŞ ŞEKLİ : Bütün malzemeler cam bir kap içerisindetahta bir kaşık ile loş bir yerde hazırlanır. 8 ARI SÜTÜ GÜNEŞ MIŞIĞI GÖRDÜĞÜ ZAMAN BOZULUR) Karışımı güneş görmeyen serin bir dolapta kavanozda saklayın. Akşam yatmadan önce bir tatlı kaşığı, sabah kalkınca 1 veya 2 tatlı kaşığı tüketin. En az 2 ila 3 ay devam edin.
 
BÖBREK TAŞI
   GEREKLİ MALZEMELER :
* 1 tatlı kaşığı atkuyruğu,
* 1 tatlı kaşığı altınotu,
* 1 tatlı kaşığı bakla unu,
* 1 tatlı kaşığı siyah turp tohumu,
* 1 tatlı kaşığı tere tohumu,
* 1 tatlı kaşığı ayrıkotu kökü,
* 2 tatlı kaşığı atın yediği arpa,
* 1/2 tatlı kaşığı mısır püskülü,
* 6 su bardağı su,
HAZIRLANIŞI VE KULLANIM ŞEKLİ : Tüm malzemleri karıştırın. Kaynayan suyun içerisine, 2 çorba kaşığı karışımı karıştırıp, 3 dakika kaynatın. 10-15 dakika demlendirdikten sonra, süzün. gün içerisinde hazırlamış olduğunuz karışımın tamamını için
Kan şekeri düşürücü ve dolaşımı düzenleyici lahana kürü
1 litreden az yarım litreden fazla (yaklaşık 750-800 ml veya 5 su bardağı) kaynamakta olan suda 7-8 tane beyaz lahana yaprağını, parçalamadan (doğramadan, bir bütün olarak) kısık ateşte 10 dakika ağzı kapalı olarak haşlayınız. Haşlama esnasında kapağı açarak, bir kaşık yardımıyla yaprakların tamamının suyun içerisinde kalmasına özen gösteriniz. Tahta kaşık kullanmanız daha iyi olur.
Ilıdıktan sonra haşlanmış beyaz lahana yapraklarını süzerek ayırınız ve aç karnına ya da yemeklerden 1 saat sonra sadece 1,5 su bardağı kadar suyunu içiniz. Aç karnına içilmesi daha olmaktadır. Haşlanmış beyaz lahana yapraklarını tüketmenize lüzum yoktur. 5-6 gün uygulanacak bu kürde, beyaz lahananın her gün taze olarak hazırlanması gerekir. Bir defada her öğünden sonra 1,5 su bardağını içmekte zorlanıyorsanız, bu taktirde gün boyu aralıklarla her defasında yarım su bardağı içerek de kürünüzü uygulayabilirsiniz. Eğer, kan şekeriniz zaman zaman yükseliyor ve de dolaşım bozukluğu şikayetleri de yaşıyorsanız, beyaz lahana kürü mükemmel bir takviyedir. Kan şekerinizin aşırı yükselmesine ve dolaşım bozukluğuna karşı da zaman zaman bir önleyici olarak uygulayabilirsiniz. Şeker hastalarının yılda 3-4 kez bu kürü uygulamalarında büyük faydalar vardır.
Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu’nun, nasıl olsa kan şekeri bu kürle düşüyor, deyip doktor kontrolüne gitmekten ve kan şekerini ölçtürmekten vazgeçilmemesi gerektiğine dikkat çekmekte olduğunu da unutmalıyım.
 
 
PROSTAT İÇİN ;
GEREKLİ MALZEMELER :
*3 litre su,
*50 gr. Kereviz tohumu,
*50 gr. Erkek ısırgan otu tohumu,
* 50 gr. Ardıç tohumu,
* 100 gr. Eğri kökü,
* 100 gr. Arpa,
* 1 tutam ayrıkotu,
* 1 tutam mısır püskülü,
HAZIRLANIŞI VE KULLANIM ŞEKLİ : Tencerini içerisine, suyu, tohumları ve diğer malzemeleri koyun. Koyulaşıncaya kadar kaynatın. Kaynama süresi en az 1 saat olmalıdır. Koyulaşınca ocaktan indirin ve soğumaya bırakın. Soğuduktan sonra süzün ve cam kavonaza koyun. En büyük prostat bile 3 ay içinde yok olacaktır.
* Bu kür, henüz prostat teşhisi koyulmayıp, çatallı işemeye başlayan erkeler için de çok fayda sağlar. Kürü uygulamaya başladıktan sonra 1 ay içerisinde, çatallı işeme problemi ortadan kalkar.
Ömer Osman Korkmaz, 13 Aralık 2010 Çarşamba günü, Nur Ertük’ün programına konuk oldu ve çok faydalı önerilerde bulundu.
TAŞ PROBLEMİ ;
Lokman Hekim Ömer Osman Korkmaz, vücutta oluşan böbrek taşı kum, boğaz taşı safra taşı gibi, pek çok taş problemine çözüm olan bitkisel kürünü açıkladı.
PROSTATA KESİN ÇÖZÜM :
GEREKLİ MALZEMELER:
* 1 kg çekirdekli salatalık,
* 2 litre su,
HAZIRLANIŞI VE KULLANIM ŞEKLİ : Salatalığı yıkayın ve kuşbaşı doğrayın. Suyun içine koyup 20 dakika kaynatın ve bu suyu için.1 ay boyunca uygulayın. Böbreklerdeki taşları, kumları eritir ve boğazda oluşan taşalarında erimesini de sağlar. Ayrıca, cildi güzelleştirir
 
 
 
ŞEMS ASLAN YARA İZLERİ NASIL GEÇER
Bitkisel güzellik sağlkık ve ayurveda uzamanı olan Şems Aslan 16 Mayıs 2010 tarihinde, Serdemin Muftağına konuk oldu. bir izleyicinin yara izleri nasıl geçer sorusu üzerine, doğal bir krem tarifi öneren Şems aslanın, tarifini, kaçıran okurlarımız için, bir kez de biz yayınlamak istedik.
GEREKLİ MALZEMELER:
* 2 yemek kaşığı taze ceviz yaprağı,
* 1 yemek kaşığı gliserin,
2-3 damla aloevera suyu,
HAZIRLANIŞI VE KULLANIM ŞEKLİ : Tahta bir havanın içerisinde, ceviz yapraklarını iyice ezin. İçerisine, diğer malzemeleride karıştırıp, ağzı kapalı  bir kabın içerisinde, 1 hafta süreyle dolapta bekletin. 1 haftanın sonunda, yara işzi olan yere, günlük olareak sürün. Yara izi geçinceye kadar uygulamaya devam edin.
 
 
 
Ömer Coşkun, hanımlar için, pratik ama, çok etkili kırmızı turp kürünü önerdi. Arım Balım Peteğim Programının, 23 Mart 2009 tarihinde yayınlalan, canlı yayın konuğu olan Ömer Coşkunun, önermiş olduğu kürümüzü, son derece kolay haırlandığı için, de herkes tarafından rahatlıla uygulanabilir. Hemen tarifimizi yayınlayalım.
GEREKLİ MALZEMELER :
* 1 adet kırmızı turp,
* Yeteri miktarda elma sirkesi
HAZIRLANIŞI VE KULLANIM ŞEKLİ : Kırmızı turpu, yıkadıktan sonra, kabuklarıyla birlikte, rendeleyin. Bir tülbent yardımı ile süzdükten sonra, turp suyunu,elma sirkesiyle karıştırın. Güneş görmeyen bir yerde, 3 gün bekletin. Bir pamuk yardımıyla, sivilce siyah noktaların üzerine sürün. 3. günden itibaren kesin sonuç almaya başlayacaksınız. 7 ila 10 gün kullanılır.
 
Vitiligo için lavanta kürü


Hazırlanışı:
* 1 tutam (4-5 gram) lavantayı 300 ml (yaklaşık bir buçuk su bardağı) kaynar suya koyun ve 15 dakika kısık ateşte demleyin.
* 4 dakikadan daha fazla demlemeyin. Demleme sırasında sıcaklığını kaynama noktasında sabit tutun. Cezve ile demlerken ocağın altını çok kısık tutun. Fokur fokur kaynatmayın. Çok yavaş bir şekilde kaynıyor kaynamıyor gibi demleyin.
* Demleme süresi tamamlandıktan sonra, ılımasını beklemeden süzülmesi gerekir. Süzme işlemi tamamlandıktan sonra içmek için ılımasını bekleyin.
* 15 gün boyunca her gün, akşam yemeklerinden en az iki saat sonra bir çay bardağı dolusu için. Her defasında (her kullanımda) taze olarak hazırlanması şarttır.
Bir gün önce arta kalan miktarı kullanmayın. Kolay olsun diye bir kaç günlük hazırlayıp buzdolabında koruma altına almayın.
* Hiç bir şekilde damak tadına uygun olsun diye, içerisine şeker veya benzeri hiç bir katkı ilave etmeyin.
* Onbeş günlük ilk kür tamamlandıktan sonra rahatsızlığın seyrine göre haftada 3-4 defa, akşam yemeklerinden en az iki saat sonra bir çay bardağı içilmeye devam edin. Karaciğer metabolizması sağlıklı çalışmaya başladıktan sonra kür sonlandırılmış olur.
Her sağlıklı insanın yılda bir defa 15 günlük lavanta kürünü uygulamasında çok büyük faydalar vardır. Değerli okuyucular hiç bir bitkisel kürü alışkanlık haline getirmeyin. Karaciğer yetmezliği şikâyeti olanların, Hepatit-B veya Hepatit-C virüsü ile yaşamak zorunda olanların zaman zaman lavanta kürünü uygulamalarında çok büyük yararlar vardır.
*** Ciltdeki sivilce ve lekelere karşı lavanta kürü:
Lavanta kürü sivilceler için de etkilidir. Anca sivilcelere karşı lavanta kürü hazırlanırken demleme süresi 10 dakika olmalıdır. 1o dakika demlendikten sonra ılımasını beklemeden süzülmelidir. İçilecek olan miktar 1 su bardağıdır.
Vitiligo şikayeti olanların,
  • Patlıcan, kuru soğan, taze domates, bulgur tüketimini en aza indirmelerini
  • Güneşin güçlü olduğu 10.30 - 16.00 saatleri arasında yaz mevsiminde güneşe çıkmamalarını
  • Önleyici olarak da öğünlerinde mısır ekmeğini, elma (soymadan) tüketimini tercih etmelerini öneriyorum.
Önemli Not: Hekiminizin verdiği ilaçlar var ise mutlaka kullanınız. Buradaki uygulamayı bir destekleyici olarak kullanınız. Bilmeniz gereken nokta kullanacağınız bitkiye karşı alerjinizin olup olmadığıdır.

Bu konuda hekiminizin görüşünü alınız. Hekime gitmeden ve teşhis koydurmadan şikayetiniz ne olursa olsun, kendi kendinizi tedavi etmeye kalkışmayınız. Buradaki bilgilerin kesinlikle bir hastalığı teşhis amacı yoktur.




 
 
 
   
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
DOĞA - DOĞA - DOĞA