-------

---------


   
  İLYAS BABANIN YERİ Her çare doğadadır.
  HAYIT MEYVESİ ALTIN OTU, ATKUYRUĞU, GÜLHATMİ
 

HAYIT MEYVESİ VEYA TOHUMU
Adet öncesi sendromlar (PMS), adet zorlukları ve menopoz kadınlık tarihi kadar eski problemlerdir. Kadınlara bu konularda yardımcı olmak için çok çeşitli çareler araştırılmıştır. Şüphesizki doğal terapi yöntemleri bu alanda da yol göstermektedir. Bu naturel terapilerden birisi özellikle göze çarpmaktadır:  Hayıt meyvesi veya tohumu. Hayıt meyvesi veya kısaca hayıt her yaştaki kadın için ebedi bir bitkisel çaredir. M.Ö 450’ de hayıt’ tan ilk olarak bahseden tıbbın babası kabul edilen Hipokrat’ tır (Hippocrates). O zamandan beri hayıt yüksek ateş, başağrısı, gazlanma ve idrar arttırma için ama en önemlisi günümüzde de devam eden şekliyle “kadın hastalıkları” için tavsiye edile gelmiştir. Adet öncesi gerginlik (PMT), genellikle östrojen (oestrogen) ve progesteron (progesterone) hormonları arasında dengesizliğe neden olur. Progesteron’ un göreceli noksanlığı; adet gecikmesi, göğüslerin hassasiyeti, sancı, kramp ve depresyon gibi semptomlardan sorumlu rahatsızlıklara yol açar. Hayıt bu semptomların giderilmesinde veya azaltılmasında etkili olabilmektedir. Hayıt meyvesi içerisindeki eterli uçucu yağların ve diğer sinerjetik bileşiklerin hipofiz bezi üzerinde pozitif etkileri vardır. Bilindiği gibi hipofiz bezi pekçok vücut hormonunun dengesinden sorumludur. Hayıt meyvesi, hipofiz bezini yumurtalıklardaki corpus luteum tarafından progesteron üretiminine yol açan belirli hormonları daha çok veya daha az progesteron üretmek için uyarır. Hayıt meyvesi vücuttaki kadınlık hormonlarını doğal bir şekilde dengeleyerek işlev görür. Hayıt meyvesi, başkaca progesteron terapilerinin başarılı olamadığı durumlarda bile başarılı olabilmiştir. Hem de bazen sentetik hormon yerleştirme sonucu oluşan yan etkilerin hiçbirine neden olmaksızın. Hayıt meyvesinin adet öncesi gerginlik (PMT) semptomlarına faydası en az 2 hafta içinde kendini açıkça belli eder. Fakat, en iyi sonuç için hayıt meyvesi en az 3 ay süre ile alınmalıdır. Yapılan çalışmalarda daha uzun süreli olarak hayıt meyvesi alımının PMT’ yi tamamen ortadan kaldırabileceği görülmüştür.

  Hayıt meyvesi çok nazik bir bitki de olsa, etkisi inip çıkan bir piston gibidir. Sivri yerleri düzleştirir, çukur yerleri yükseltir. O adet periyodunuzu (menstural cycle); ister çok kısa olsun, isterse hiç olmasın, kanama zamanı çok uzun veya çok kısa olsun, kanamanız çok hafif veya ağır olsun herşeyi normale döndürmek için elinden geleni yapacaktır. O aynı zamanda hem afrodizyak (cinsel istek arttırıcı) hem de anti-afrodizyak özelliğe sahiptir. Yani cinsel isteğiniz çok fazla ise onu azaltacak, az ise yükseltecek ve normale döndürecektir. Menopoz hormonal iniş çıkışın sonunda büyük bir çukurdur. Hayıt meyvesi progesteron’ daki dramatik inişi yavaşlatarak ve hormon seviyesindeki değişikliklere vücudu alıştırarak bu süreçte yardımcı olmaktadır. Sıcak basması, vajina kuruluğu, baş dönmesi ve depresyon gibi menopoz semptomları hayıt meyvesi terapisine olumlu tepki vereceklerdir. Hormon dengesizliği kısırlığa da yol açabilmektedir. Bu nedenle hayıt meyvesi yumurtlama periyodunu düzenlemeye ve hamile kalma şansının artmasına yardımcı olabilir. Doğum kontrol hapına son verdikten sonra da, bedenin doğal dengesini yeniden kurabilmesinde çok yararlı olur. Hayıt meyvesinin, her ne kadar kullanım alanlarının çoğu bayanlar için olsa da erkeklerde depresyon ve buna bağlı cinsel iktidarsızlık durumlarında da kullanılılabilir. Erkeklerde testesteron, kadınlarda ise östrojen fazlalığının neden olduğu aşırı kıllanma ve sivilcelere (akne) karşı, hayıt meyvesi terapisi hormonları dengeleyerek yardımcı olabilir. Hayıt, 2400 yılı aşan kullanım süreci buyunca tamamen güvenli ve yan etkisiz olduğunu kanıtlamış bir bitkidir.

Kullanılması: 
a) Araştırmalara göre Hayıt ekstresinden elde edilen damlama ve haplar başta adet öncesi rahatsızlıklar (PMS=Permenstural Syndrom), adet düzensizlikleri (Regeltempoanomali), göğüs ağrısına (Mastodgnie) ve kısırlığa ve de Parkinson hastalığına karşı kullanılır. Adet öncesi rahatsızlıkların başında sinirlilik, moral bozukluğu, göğüs ağrısı, baş dönmesi, migren, baş ağrısı, depresyon, hırçınlık, gerginlik ve iç huzursuzluk gelir. Adet düzensizliklerinin başında adet kesilmesi (Amenore), seyrek adet görme (Oligomenore), sık sık adet görme (Polimenore), Menorrhagia (Menoraji=Sancılı adet görme) ve Metorrhagia (Metoraji=Adet dışı rahim kanaması) sayabiliriz. Ayrıca Parkinson’a karşıda etkili olduğu tespit edilmiştir.

b) Komisyon E’nin 27.10.1992 tarihli monografi bildirisine göre Hayıt tohum ekstresinden elde edilen damlama ve haplar başta adet öncesi rahatsızlıklar (PMS), göğüs ağrıları (Mastodynie) ve adet düzensizliklerine (Regeltempoanomali) karşı kullanılır.

c) Homeopatide Hayıt tentürü başta iktidarsızlık (Erkeklerde) cinsel soğukluk (Kadınlarda), süt yapma yetersizliği, adet öncesi rahatsızlıklar (Permenstural Sydrom), adet kesilmesi, hipermonore (aşırı ve uzun süre adet görme), siterillitöt (kısırlık), Cünüp olma, periapüm (Penisen sürekli reaksiyon göstermesi), depresyon ve aşağılık duygusuna karşı kullanılır.

d) Halk arasında adet rahatsızlıklarından; adet kesilmesi, sık sık adet görme, seyrek adet görme, uzun ve çok kanama gibi rahatsızlıklarla, iştahsızlık, uykusuzluk, iktidarsızlık, prostat iltihaplanması, kısırlık, yumurtalık iltihaplanması, rahim ağrıları, şişkinliğe ve göğüslerin yeterince süt yapmaması ve de ağrımasına karşı kullanılır.

 GÜLHATMİ

FAYDALARI:Balgam söktürür. Vücuda rahatlık verir. Nezle ve öksürükten kaynaklanan şikayetleri giderir. Boğaz,bademcik ve diş eti iltihaplarında kullanılır.Bağırsak iltihaplarında etkilidir. Mide ve bağırsak ağrılarında,onikiparmak ve ince bağırsak,kolit gibi ülserlik iltihapları temizler.

KULLANIM ŞEKLİ:
Süzen poşet üstüne kaynar su ilave edip,2-3 dk. Demledikten sonra içilmesi tavsiye edilir

Etki ve Kullanım:
Kimi zaman tıbbi yararları için yerine Gülhatmi (A. rosea) türünün kullanıldığı Tıbbi hatminin bu tıbbi etkileri:
Mideyi yatıştırır, bağırsakları yumuşatır.
İdrar söktürücüdür.
Nezleyi hafifletir. Göğsü yumuşatır ve balgamı söktürür.
Bu etkilerinden yararlanılmak üzere, hatminin çiçek açışından sonra toplanan yaprakları, gölge ve havadar bir yerde kurutulur, 1 tatlı kaşığı kurumuş yaprak, 1 bardak su içinde kaynama noktasına kadar ısıtılır, sonra ateş kısılarak 10-15 dakika daha ısıtma işlemi sürdürülür. Böylece hazırlanan dekoksiyondan günde üç kez birer bardak içilir.
Hatmi sakinleştiricidir.
Ağız, boğaz ve diş diplerindeki ülserlere iyi gelir.
Bu durumlar için, yukarıda anlatıldığı şekilde kurutulan hatmi yapraklarından 1 -2 tatlı kaşığı alınıp üzerine 1 bardak kaynar su dökülerek ve 10 dakika demlendirilerek bir infüzyon hazırlanır. Sakinleştirici etkisi için günde üç kez birer bardak infüzyon içilir. Aynı infüzyonla yapılan gargara, ağız ülserlerine iyi gelir.
Ayrıca hatmi bedendeki yaraları iyileştirir.
Bunun için, hatmi yaprakları ezilerek bir yara lapası hazırlanır. Bu lapa yaralara dıştan uygulanır.
 ALTIN OTU 
Diğer İsimleri : Dalakotu, Mayasılotu, Helichrysum italicum, Helichrysum arenarium , Aspleniaceae
Bilinen Bileşimi : Eterik yağ, flovonlar, ve flovon glikozitleri sterinler, acı maddeler, tanenler, boya maddeleri, reçine, karotin, vitamin C, kumarin, P vitamini.
Özellilleri : Diüretik / idrar söktürücü, kabız yapıcı, gaz söktürücü, safra çıkarıcı.
 
Önerilen Hastalıklar : Sarılık, karaciğer sirozu, nevralji, cinsi iktidarsızlık ( impotensi ), raşitizm, kulak çınlaması, kulağın ağır işitmesi, romatizma, siyatik, safrakesesi iltihabı ve kum, mesane ve böbreklerde iltihap, ağrılı idrar zorluğu, düşük tansiyon,kan tükürme, egzama.
Böbrek taşlarını eritici,idrar sökütücüdür
Ödem,albümin,mesane iltihabını giderir.

Romatizma,safra kesesi,idrar yolu ve prostat iltihaplarını giderir.

Eklem ağrılarını giderir.

Antiseptik ve dogal bir antibiyotiktir.

FAYDALARI
Böbrek taşlarını eritici, idrar söktürücüdür. Ödem, albümin, mesane iltihabını giderir. Romatizma, safra kesesi, idrar yolu ve prostat iltihaplarını giderir. Eklem ağrılarını giderir. Antiseptik ve doğal bir antibiyotiktir.
KULLANIM ŞEKLİ
Süzen poşet üstüne kaynar su ilave edilip, 2-3 dk. demlendikten sonra içilmesi tavsiye edilir.
 

Nasıl Kullanmalıyız : 1 çorba kaşığı kıyılmış bitki 400 gr. kaynar su ile çay gibi demlenilir. Günde 3 defa yemeklerden önce içilir.


 
ATKUYRUĞU (KIRKKİLİTOTU)
Diğer İsimleri : Ekli ot - Katirkuyrugu - Kirk bogum - Kirkkilit otu - Tarla atkuyrugu, Beygirkuyruğu, Tilkikuyruğu, Zemberekotu, Hippuris vuigaris, Equisetum arvense, Horsetail
Botanik Bilgi : Kumlu ve balçıklı toprakları sever. Su kenarları, sulak çayırlar ve orman açıklarında yetişir. Türkiyede 7 kadar türü bulunmaktadır. At kuyruğu çok yıllık bir bitkidir. Kökü 1 m kadar derinliğe iner, kök boğum boğum olup yanlarından ince saçak kökler çıkar. Bahar aylarında boyları 20 cm. civarında olan sarimsi kırmızı - kahve sürgünler verir. Sürgünler kamış görünümünde, sert ve içleri bostur. Uçlarında başağı andıran spor topluluğu vardır. Meyvelerin hepsi bir arada olup evvela kırmızı, olunca kararır ve siyahlaşır.
Faydaları
Ezilerek elde edilen merhem, yaralara iyi gelir.
Nikris ve romatizmanın şikayetlerini geçirir.
Aybaşı adetlerini söktürmeye yardım eder.
150 - 200 gr. (2 avuç dolusu) Yaz sürgünü 3 litre suya aksamdan konulur. Banyodan evvel 5 dak. kaynatılır. Banyo suyuna katılır.
Böbrekler suyun içinde kalacak şekilde 20 dakika oturulursa, böbrek kumu, böbrek ve mesane taslarını düşürmekte faydalıdır.
Vereme de iyi gelir, kan kesici ve idrar sürücü olarak da kullanılır. 
Çayı :
İdrar söktürür, karaciğer ve böbrek hastalıklarına iyi gelir.
Kaşıntılı egzamalarda, kabuklu, iltihaplı, kılları dökülmüş olsa bile, atkuyruğu kaynama suyu ile yapılan banyolar veya kompresler büyük yardim sağlar.

Toplanması ve Kurutulması
     
Çay için toplanacak yaz sürgünleri(Equisetum, 25 - 60 cm yükseklikte ve sapı 3 - 6 mm civarında olan türlerdir. Mayıs - Haziran döneminde, henüz canlı yeşil rengini korurken, sapın toprağa yakın bölümünden kesilir ve demetler halinde gölge ve havadar bir yere asılarak kurumaya bırakılır. Bitkide sonbahara hastalık gözükebilir. Hastalıklı bitkiler toplanmamalıdır. İyi kurumuş bitki gevrekleşerek çıtır çıtır kırılır. İğne yapraklar gövdeden kolayca ayrıldığında kuruma tamamlanmış olur. Yapraklar ovuşturularak saptan ayrılır ve bir örgüye serilerek 1 - 2 gün boyunca tam olarak kurumaya bırakılır.
Çay Yapımı : 1 - 2 çay kaşığı bitkinin taze veya kuru yaz sürgünü 150 ml. suda 3 - 5 dak.kaynatilir. Sonra 15 dakika demlenir, süzülür. Bir de ayni ölçüler kullanılarak 24 saat suda bekletilerek soğuk olarak da demlenilebilir.
UYARI  :  Tavsiye edilen ölçüler dışına çıkılmadıkça bilinen her hangi bir yan etkisi yoktur. 
Kurutma ile zehirlilik etkisi azalmaz.
 Kökler zehirli olduğundan toplanırken sürgünlere karışmamasına dikkat edilmelidir.

 KIRKKİLİTOTU
Tarihçe : Atkuyruğu, zemberekotu, çamotu, kırkboğum, tilkikuyruğu, katırkuyruğu olarak da bilinen kırkkilitotu, ilkbahar başlangıcında, derinlere kök salmış olan köksaptan, önce spor taşıyıcı kahverengi başak sapları olan düzgün yapılı küçük çam ağaçlarını andıran 40-50 santim boyunda bir yabani bitkidir. Çok yıllık, otsu ve çiçeksiz bitkilerden olan kırkkilitotu, gövdesi silindir biçiminde, dallı veya dalsız, yeşil veya esmer-yeşil renkli, sert ve içi boştur. Yaprakları çok  küçük, pul biçiminde ve sivri uçludur. Bitki spor ile çoğalırlar. Spor keseleri verimli gövdelerinin uçlarında başak şeklinde toplanmışlardır. Bu bitkinin Türkiye'de 7 kadar türü yetişmektedir.  Saponin, silisilik asit, potasyum tuzları, tanen ve az miktarda alkaloitler palustrin, nikotin ve diğerlerini içerirler. Çay yapıp içmek için tarlalar veya orman kenarlarındakiler veya yol boyundakiler toplanarak halk hekimliğinde kullanıla gelmiş olan kırkkilitotu, güçlü bir idrar söktürücü olarak bilinmektedir.
Kullanım Biçimi : İdrar yolları iltihaplanmalarında kullanılabilir. Çay olarak tüketilebilir. Kanamalarda, kan kusmalarda, mesane ve böbrek rahatsızlıklarında, taş ve kum rahatsızlıklarında, işe yarayabilir. Çürüyen yaralarda ve çıbanlarda sonuç verbilir. Islak  ve sıcak bitki nemli bezlere yatırılarak, hasta bölgeye kompres olarak uygulanabilir. Tüm romatizma, gut ve nevraljik ağrılar böylece yok olur ve sağlıklı bir yaşlılık devresi yaşanabilir. Kaynama suyu ile yapılan yıkamalar ve banyolar, dolamalara, bacaktaki açık yaralara, işleyen eski yaralara, kanser türü çıbanlara, fistüllere, kıl dibi iltihaplarına ve deri tüberkülozuna karşı iyi sonuç verebilir.
Önerilen Uygulama : Kompres, Demleme
Kullanım Uyarısı : Zehirli olabilen türleri de bulunan bu bitkiyi dikkatli kullanmak gereklidir.

Atkuyruğu otu, 
Kırkkilit otu                               
Tilki kuyruğu otu
Boğumluca otu
Beygir kuyruğu otu
Tarla Atkuyruğu otu
Zemberek otu
Familyası: Atkuyruğuotugillerden, Schachtelhalmgewâchse, Equisetaceae
Drugları: Atkuyruğu otu; Eguiseti herba

Atkuyruğu otunun kökleri hariç tamamı çay, tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır. Zehirli olan diğer türlerle karıştırmamak gerekir.

Giriş: Atkuyruğugillerin takriben 20 türü mevcuttur ve bunlardan en yaygın olarak tarla Atkuyruğu otu; Eguisetum arvense kullanılır, ayrıca Homeopati’de <<Himalaya Atkuyruğu otu; Equisetum hymale>> kullanılır. Atkuyruğu otu Avrupa, Asya ve Amerika tropik ve subtropik bölgelerinde yabani olarak yetişir. Tarihte ilk defa Çinlilerin ilaç kodeksinde (1057) adı geçen bitki Avrupa’da 16. yy.dan itibaren kullanılmaya başlanmıştır. Eskiden vereme karşı, idrar artırıcı ve kan kesici olarak kullanılmıştır. Equisetum Latince Equus: At ve Seta: Kıl anlamına gelir, arvense ise tarla demektir. Bizde Atkuyruğu otu diye anılır.

Botanik: Atkuyruğu otu diğer bitkilerden farklı olarak çiçek açmaz ve spor adı verilen pul şeklindeki organları ile döllenir ve döllenmesi kendi kendine olur. Atkuyruğu otunun sarımsı, esmer veya kızılımsı renkli ve boyu 15-25 cm olan ilk spor devresi Mart ve Nisan ayıdır. Nisan ayından itibaren Atkuyruğu otu yeşil bir renk alır ve boğum boğum olan halkalardan 6-15 adet yanlara sürgünleri uzanır ve sürgünleri ince boğumludur. Alttaki sürgünleri daha uzun olup yukarılara doğru küçülürler ve sürgün sayısı da azalır. Köklerinden yan kökleri çevreye yayıldığından kısa zamanda kümeler oluşturur bu nedenle çiftçiler tarafından çok zarlı bir bitki olarak görülür ve yok edilir.

Yetiştirilmesi: Yetiştirilmesi oldukça çok kolaydır, fakat sonradan yok edilmesi oldukça zordur. Şayet tentür, çay ve natürel ilacı yapılacak ise özel olarak yetiştirilir.

Hasat zamanı: Nisan’dan sonra sporları dökülür, Haziran ve Ağustos’ta toplanır, yeşil bir renk aldıktan sonra toplanmaya başlanır. Toplanırken kahve renkli olanlar, mantar hastalığına yakalanmış olduğundan ayıklanır.

Maalesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise
asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü  birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı
bitkilerin Aktarlarda açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukça azaltır.

Kullanılması:

a)    Araştırmalara göre; Bağdokularını kuvvetlendirici, idrar artırıcı ve ödemi önleyicidir.

b)    Komisyon E’nin 187/09/1986 tarih ve 173 nolu Monografi bildirisinde Atkestanesi otu başta ödem (vücudun su toplaması), idrar yollarındaki bakteri ve iltihaplar ve de böbrek taş ve kumlarına karşı kullanılır. Atkuyruğu otu haricen ise kötü iyileşen yaralara karşı kullanılır.

c)    Halk arasında; Atkuyruğu otu akut böbrek iltihaplanmasına (nefrit), böbrek zafiyeti, böbrek kanaması, böbreklerdeki yırtılma, böbreklerin yeterince çalışmaması sonucu ortaya çıkan ödeme karşı kullanılır.

Açıklama: Bayanlarda görülen aşırı ve uzun süre devam eden adet haline karşı kullanılır. Birleşimindeki yüksek orandaki Silisik asit, vereme sebep olan mikropları çevreler ve hareket etmesini önler. Silisik asit aynı zamanda akyuvarlardan olan Lökositlerin sayısını arttırarak ve hareketlerini arttırarak ve de böylece verem hastasının kısa sürede iyileşmesini sağlar. Uzun süre çayı içildiğinde soğutucu olması nedeni ile üşümeye sebep olur. Bu nedenle Mürver veya Ihlamur çiçeği ile karıştırılarak çayının içilmesi daha uygundur. Ayrıca romatizma, nikris (gut hastalığı), kemik erimesi, saç dökülmesi, tırnak kırılması ve ara dokuları kuvvetlendirir. Kemik, kıkırdak, tırnak ve dişleri sağlamlaştırır, deriyi elastikleştirir ve buruşmayı önler ve de iç kanam, kan kusma ve ağız içi iltihaplarına karşı kullanılır. Ayak mantarlarına karşı demi ile ayak banyosu yapılır ve saç dökülmesine karşı saçlar demi ile yıkanır.

Çayı: Kurutulmuş, ince kıyılmış Atkuyruğu otundan 2 kahve kaşığı demliğe konur ve üzerine 300-500 ml kaynar su ilave edilerek 20-30 dk kaynatıldıktan sonra 30-45 dk demlenmeye bırakılır ve sonra süzülerek içilir.

Çay Harmanları  

Homeopati’de: At kuyruğu otunun yeşil dallı (yaprak) şekline dönüşmesinden sonra yerden 20cm yukarıdan kesilerek toplanır 20 gramı ince ince kıyılır ve bir şişeye konarak üzerine 80ml %70’lik Alkol ilave edilerek güneş ışınlarından uzakta muhafaza edilir. İki günde bir çalkalanan şişedeki sıvı 4-6 hafta sonra süzülerek Homeopati de <<Equisetum arvense>> ismi ile anılan Tentürü elde edilir. Homeopati de bu yabani at kuyruğu otu tentürü kadar Himalaya at kuyruğu otunun da Tentürü de aynı şekilde kullanılır.

Hastalığın belirtileri (Sendrom):
1) Böbrek ağrısı özelliklede sağ böbrek ağrısı
2) Yatağı ıslatma ve aynı anda rüya görme
3) Mesane ve idrar yollarındaki ağrı idrar yapmaya rağmen iyi olmuyorsa
4) Baskı, Hareket, Oturma, idrar yapma gibi hallerde ağrısı azalmayan sağ böbreğin yatınca ağrılarının azalması
5) İdrar sümüksü, çamursu koyu çok, taşlı ve kumlu ise
6) Oldukça sık idrar yapma hissi
7) Mesane üzerine basınca fazla idrar yapılıyorsa
8) İdrarda protein ve kan varsa
9) Hamilelik ve loğusalık devresinde idrar anormallikleri varsa
Bu gibi hallerde at kuyruğu ot tentürü kullanılır.

Posyonlar: 

Yan tesirleri: Atkuyruğu otunun bilinen çok önemli bir yan tesiri vardır, şayet uzun süre çayı içilirse vücudu soğutucu özelliğe sahiptir. Bu nedenle Atkuyruğu otunun çayını içerken mutlaka içine Ihlamur çiçeği, Kekik otu, Mürver çiçeği veya Papatya çiçeği ile karıştırarak içilmelidir. Ayrıca toplarken zehirli olan Bataklık Atkuyruğu otu ve Büyük Atkuyruğu otu ile karıştırmamak gerekir
B) Bataklık Atkuyruğu otu, Sumpf-schachtehalm, Equisetum palustre

Bataklık Atkuyruğu otu öncekinden farklı olarak genellikle bataklıklarda ve durgun su kenarlarında yetişir. Bu nedenle Bataklık Atkuyruğu otu diye anılır. Bataklık Atkuyruğu otunu Şifalı Atkuyruğu otundan ayıran önemli bir farklılıkta bitki yeşilken de tepesinde sporlar bulunur. Bataklık Atkuyruğu otu yüksek oranda Palustrin ismi ile anılan Alkaloit içerir.

C) Kış Atkuyruğu otu, Winter Schachtelhalm, Equisetum hyemale

Homeopati’de genellikle Kış Atkuyruğu veya Himalaya Atkuyruğu diye anılan bu8 bitki kullanılır. Bu türün diğerlerinden farkı yan dallarının olmaması ve dikine doğru yükselen ve tepesinde spor olan bir bitkidir.

D) Orman Atkuyruğu otu, Wald  Schachtelhalm, Equisetum sylvaticum

Bu tür Şifalı Atkuyruğu otuna benzer fakat oldukça büyüktür. Birleşimindeki Palustrin olmamasın rağmen tıbbi maksatla kullanılmaz.  

Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, fakat karpuz da tatlıdır ve bu da mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içer.
Gökçek Diyet

HİNDİBAĞ, (ÇIRTLIK)

Diğer Adları: Güneğik, Hindibağ, Yabani hindibağ, Radika

Bilgi :Bileşikgiller familyasındandır. Anayurdunun Hindistan, Endonezya ya da Mısır olduğu sanılmaktadır. Anadolu'nun her yerinde ekilmemiş tarlalar, yol kenarları ve bayır sırtlarında yabani olarak yetişir. 50-100 cm. kadar boylanabilen dayanıklı otsu bitkidir, ince tüylerle kaplı içi boş dallara ayrılan sert yapılı gövdesi; altı tüylü, kenarları dişli, rozetler oluşturan yaprakları; açık mavi renkli, bazen morumsu taç yapraklarıyla haziran-eylül ayları arasında açan çiçekleri vardır. Toprakta 20 cm. derinliğe kadar inen acı sütlü bir kazık kökü vardır. Hindiba, döktüğü tohumlarıyla çoğalır.

Hindibanın yapraklarında inülin ve birtakım şekerler; köklerinde inülin, şeker ve intybus adlı madde bulunur. Tadı ekşi, acımsı olsa da sağlığa çok yararlı körpe yaprakları toplanıp sebze olarak pişirilir ya da çiğken salatalara konularak yenir. Bitkinin kazık kökleri sonbaharda topraktan sökülüp kurutulur. Taze kökündeki sütle dağ sakızı denilen bir tür sakız yapılır.

Tıbbi Etkileri ve Kullanımı Tüm bölümlerinin tıbbi etkileri güçlü olan hindibanın bedene yararlı olan etkileriyle bunlardan yararlanma yöntemleri şöylece özetlenebilir:

• Bedeni güçlendiren kuvvetli bir toniktir.   • İştah açıcıdır.   • İdrarı söktürür.  • Kanı temizler.  • Müshil etkisi vardır.

Bu etkilerinden yararlanmak üzere, bitkinin sonbaharda topraktan sökülen kökü parçalanarak gölgede kurutulur. Kuru kök parçalarından 2-3 tatlı kaşığı alınıp suda kaynama noktasına kadar ısıtılıp sonra ateş kısılarak 15-20 dakika daha ısıtma sürdürülür. Böylece hazırlanmış olan dekoksiyondan günde iki kez birer bardak içilebilir.

• Ayrıca bedende oluşan yangıları azaltır.

Bu etkisini sağlamak için de, bitkinin topraküstü yeşil bölümleri ezilerek yara lapası hazırlanır ve yangılı yerlere dıştan uygulanır.

Diğer İsimleri : Güneğik, Hindibağ, Yabani hindibağ, Radika, Cichorium intybus

Botanik Bilgi : Bileşikgiller familyasındandır.1 m’ye kadar yükselebilen çok yıllık otsu bir bitkidir. Anadolu’nun her yerinde ekilmemiş tarlalar, yol kenarları ve bayır sırtlarında yabani olarak yetişir. İnce tüylerle kaplı içi boş dallara ayrılan sert yapılı gövdesi; altı tüylü, kenarları dişli, rozetler oluşturan yaprakları; açık mavi renkli, bazen morumsu taç yapraklarıyla haziran-eylül ayları arasında açan çiçekleri vardır. Toprakta 20 cm. derinliğe kadar inen acı sütlü bir kazık kökü vardır. Hindiba, döktüğü tohumlarıyla çoğalır.

Bilinen Bileşimi : Hindibanın yapraklarında inülin ve birtakım şekerler; köklerinde inülin, şeker ve intybus adlı madde bulunur.

Faydaları

Safra kesesi ve karaciğer  hastalıklarında fayda sağlar

Kronik karaciğer iltihaplarında

Deri kaşıntılarını, egzamaları ve temriyeleri iyileştirebilirler.

Mide sıvılarını düzene sokar ve mide de birikmiş maddeleri temizler.

Kullanım Şekli : Saplar çiçekleri ile birlikte yıkandıktan sonra çiçekler koparılır ve saplar yavaş yavaş çiğnenerek yenir. Bunlar acımsı, gevrek ve suludur ve kıvırcık salatanın tadını andırırlar. Günde 5-6 çiçek sapı yenebilir.İştah açıcıdır. Kanı temizler.  Bedeni güçlendiren kuvvetli bir toniktir. İdrarı söktürür. Müshil etkisi vardır.

Kullanım Şekli : Kuru kök parçalarından 2-3 tatlı kaşığı alınıp suda kaynama noktasına kadar ısıtılıp sonra ateş kısılarak 15-20 dakika daha ısıtma sürdürülür. Böylece hazırlanmış olan dekoksiyondan günde iki kez birer bardak içilebilir.

6 HAFTADA KALÇA VE BASENDEKİ  YAĞLARI ERİTEN SÜPER DİYET

 

Özellikle Türk kadınlarının, en büyük sorunlarından bir tanesi, kalça ve basenlerde biriken ve çirkin bir görüntü yaratan, yağlardır. Kontrolsüz yemek yemek, hareketsiz bir yaşantı ve peş peşe doğurulan çocuklar bu yağlar için yeterde artar bir sebeptir. Peki bu kalça ve basendeki yağlardan kurtulmak için ne yapmalı ? Tabiki diyet ve egzersiz. Bu yazımızda 6 hafta gibi kısa bir sürede kalçalarınızı forma sokacak ve sizlerin yüzünü güldürecek süper bir diyetimiz var.

Kahvaltı:

Bir porsiyon hazırladığınız müsli, bir fincan süt ve dilimlenmiş yarım dilim muz. (Bu diyetin en önemli öğesi sabah özel olarak hazırlayacağınız müslidir. Tarifi yazının sonunda verilmiştir.)

Ara Öğün :

Saat 11.00'de bir elma.

Öğle:

Bir porsiyon müsli ve yarım muz.

2. Ara Öğün :

Öğleden sonra; Bir avuç kuru üzüm.

Akşam: Meyveyle birlikte temel gıdalar

Yatmadan önce:

Bir portakal, elma, kayısı, iki kurutulmuş erik veya bir mango.

* Peki Sabah kahvaltısında yiyeceğiniz müsliyi nasıl hazılayacağınızı biliyor msunuz ? Eğer cevabınız hayır ise biz size bir öneride bulunalım.

GEREKLİ MALZEMELER :

2 fincan yulaf tanesi, 2 fincan kırılmış fındık, 1 fincan buğday, 1 fincan çekirdeksiz kuru üzüm, 1 fincan ayçiçek tohumu, 1 fincan badem, 1 fincan ince kıyılmış kuru kayısı gerekiyor.

HAZIRLANIŞI :

Malzemeleri karıştırıp, blenderdan geçirdikten sonra, hazırladığınız karışımı tam 12 porsiyon olacak şekilde eşit parçalara ayırın. Her porsiyonda karışımı bir bardak diyet soğuk süt ilave ederek tükettiğinizde, diyetin önemli bir katkısını göreceksiniz. Diğer öğünleri ise şöyle ayarlayın:

 Kelliiğe İyi gelen formül

Bir yemek kaşığı ince kıyılmış ısırgan otu kökünü 2 litre suda 1 gün bekletin ertesi gün üzerine 5 yemek kaşığı ısırgan otu yaprağı ekleyip kaynatın. Süzdükten sonra bu suyla saç derisine masaj yapın. Küre bir ay devam edildiği takdirde bir ay sonra yeni saçların çıktığını göreceksiniz.

VARİS

Gotu Kola (Centella asiatica); genellikle Hindistan, Sri lanka, Madagaskar, Güney Afrika ve tropik bataklıklarda yetişen, narin,yelpaze yapraklı ve adeta yerde sürünen bir bitkidir. Hindistan’ da özellikle meditasyona yardımcı ve Ayurveda için kullanılmakta ve başın üstündeki enerji merkezi olan baş çakrasını ve beynin sağ ve sol yarımküreleri arasındaki dengeyi geliştirdiğine inanılmaktadır. Geleneksel Çin ve Hint tıbbında uzun süredir kullanılmaktadır. Bitki Sri Lanka’ da bir sebze olarak, Çin’ de ise uzun süredir beyin fonksiyonlarını düzenleyici bir kuvvetlendirici (Tonik) olarak kullanılmaktadır. Gotu Kola üzerinde yapılan modern çalışmalarda üç ana etken madde içerdiği bulunmuştur. Bunların başında, bir triperten glikozid bileşiği olan ve antibiyotik olarak sınıflandırılan asiaticoside gelir. Bu özelliği ile Gotu Kola yaraların iyileşmesine yardım edebilir. İkinci en önemli madde bir saponin glikozid bileşiği olan brahmoside veya brahminoside’ dir. Bu maddeler doğal olarak diuretik (idrar arttırıcı) ve hafif yatıştırıcı etkiye sahiptir. Son olarak içerdiği önemli madde ise kuvvetli bir anti-inflamatuar (iltihap giderici) etkiye sahip bir glikozid olan madecassoside’ dir. Gotu Kola ayrıca, Vitamin K, magnezyum, kalsiyum ve sodyum içermektedir. Gotu Kola, sakinleştirici ve yatıştırıcı etkilerinin benzerliği nedeniyle Kola bitkisi (Kola nut) ile karıştırılmamalıdır. Çünkü kola bitkisi ile hiçbir şekilde ilgili değildir ve kafein’ de içermez.

Gotu Kola sağlık için pek çok yararları olan bitkilerden birisidir. İçeriğindeki asiaticoside, kıkırdak ve kemiklerdeki kollajen dokuyu (Bağ dokularının ana unsuru) destekler, kan damarlarını açıp güçlendirir ve beyinde nörotransmitterlerin üretimine yardımcı olurlar. Gotu kola’ nın cilt sorunlarının yanında birincil kullanımı kan damarlarını güçlendirici ve kan akımını arttırıcı etkisiyle varise karşıdır. Yapılan araştırmalar sonucunda, Gotu kola’ nın varisli hastalarda çeşitli düzeylerde düzeltmeler sağladığı bulunmuştur. Gotu Kola özellikle bacaklardaki kan akımını arttırmaktadır. Bu amaçla varis, selülit gibi sorunlara karşı koruyucu olarak ve bacaklardaki yetersiz kan akımını arttırmak amacıyla kullanılmaktadır. Gotu Kola, kan akımı ve nörotransmitterler üzerindeki etkisi sayesinde hafıza zayıflığı, unutkanlık ve konsantrasyon sorunları için de kullanılmaktadır. Gotu Kola üzerine yapılan araştırmalarda, sağlıklı ve güzel görünümlü bir cilt, diğer bağ dokuları, lenf dokuları, kan damarları ve hücre zarı üzerinde önemli etkileri olduğu bulunmuştur. Araştırmacılar bu bitkinin yaraları iyileştiren ve iltihap giderici etkileri olan çeşitli glikozitler içerdiğini de bulmuşlardır. Bu bileşiklerden asiaticosides’ ler sağlıklı bir cilt için gerekli olan lipit ve protein oluşumunu teşvik etmektedirler. Gotu Kola, doku gelişiminin çeşitli aşamalarını da olumlu yönde etkilemektedir. Bunlar arasında; yara veya ülserlerden sonra cilt veya derinin yenilenme işlemi olan keratinizasyon, dokuların onarılmasında ilk basamak olan kollajen sentezi, saç ve tırnak gelişimi ile kıkırdak onarımının desteklenmesi sayılabilir. Gotu Kola ayrıca, ikinci ve üçüncü derece yanıklarda da etkili bir şekilde kullanılabilmektedir. Araştırmalarda iyileşme süresinin ve yara izi diyebileceğimiz doku oluşumunun azaldığı gösterilmiştir.

Son zamanlarda yapılan bir araştırmada ise, Gotu kola’ nın dolaşım sistemi üzerinde de pozitif etkilere sahip olduğu gösterilmiştir. Vücuttaki kılcal damarlar dahil tüm damarları güçlendirerek kan akışını olumlu yönde etkilemektedir. Gotu Kola’ nın özellikle hareketsiz veya bir hastalık nedeni ile sürekli olarak yatağa bağlanmak (yatalak) zorunda olan kişiler için de faydalı olduğu gözlenmiştir. Bitki, filibit (flebit-toplardamar yangısı), varis, bacak krampları, bacak şişkinliği, bacaklarda ağırlık veya karıncalanma için de başarıyla kullanılmaktadır. Yine yakın zamanda (1995) yapılan bir araştırma ise bitkinin, laboratuar şartlarında oluşturulan kültür tümör hücrelerini de yok ettiği gösterilmiştir. Bu bataklık bitkisinin yaprakları dünyanın birçok yerinde yüzyıllardır lepra (cüzam), kanser, cilt hastalıkları, artrit (eklem iltihabı) ve basur (hemoroid) için kullanılmaktadır. Son 5-10 yıl içerisinde ise özellikle batı ülkelerinde hafızayı güçlendirmek ve sakinleşmek için bir sinir ya da beyin toniği olarak kullanılması oldukça popüler olmuştur. Bu nedenle Gotu Kola “Beyin Gıdası” olarak da bilinmektedir. Bu doğu kökenli bitkinin hafif sakinleştirici, endişe ve kaygıyı giderici, anti-stres etkilerinin yanında konsantrasyon ve hafıza gibi zihinsel (mental) fonksiyonları arttırıcı etkileri belirlenmiştir. Bitkinin sakinleştirici etkisi uykusuzluk probleminin üstesinden gelmek için özellikle önerilebilir. Bitki ayrıca, yoga veya meditasyon egzersizleri için sakinleşmeye de yardımcıdır. Bitki yaygın olarak hem fiziksel hem de zihinsel yorgunluk için de kullanılmaktadır. Onun vücut üzerindeki sakinleştirici etkisi nedeniyle bitki özellikle merkezi sinir sistemini desteklemek için de kullanılmaktadır.

Gotu Kola bağ dokularını güçlendirmekte ve katılaşmış-sertleşmiş bağ dokusu oluşumunu (selülit’ te olduğu gibi) ise azaltabilmektedir. Sertleşmiş bağ dokuları ise, skleroderma (Deri sertleşmesi) ‘ nın bir işaretidir. Gotu Kola’ nın, selülit ve varisli damarlar üzerindeki etkisi klinik olarak da kanıtlanmıştır. Diğer tedavi yöntemleriyle başarı sağlanamamış 65 hasta üzerinde yapılan bir çalışmada, hastaların %58’inde çok iyi bir netice, %20’sinde tatmin edici bir netice elde edilmiştir. Diğer çalışmalarda ise başarı oranı %80 civarında olmuştur.

Uyarılar: Hamile veya emziren kadınlar bu ürünü kullanmamalıdırlar.

Kullanım Önerisi: Gotu Kola 450 mg’ lık kapsüller halinde sunulmuş olup; gıda takviyesi olarak, yemeklerle birlikte günde 2-3 defa 2 kapsül alınabilir. Bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur.

AT KESTANESİ DEYİP GEÇMEYİN..! VARİS İÇİN

´At  kestanesi´ kırışık giderici kremlerde ana etken madde, Kırışık giderici kreminizi kendiniz yapın. Atkestanesi cilt bakımında mucize gibi etkileriyle tam bir şifa kaynağı olarak görülüyor. Atkestanesi ile yapılan krem ve yağlar birçok cilt sorununa kesin çözüm getiriyor. Evde at  kestanesi yağı yapmak için,

Yaz aylarında pembe ve beyaz çiçekleriyle yol kenarlarını süsleyen at kestanesi ağaçlarından, sonbaharda yollara iri iri taneler dökülür.

Özellikle kadınların daha genç görünmek için ilgi gösterdiği kırışık giderici kremlerde ana etken madde olarak atkestanesi kullanılıyor. Ciltteki genişlemiş gözenekleri kapatıyor, yüzdeki kırmızı görünen kılcal damarları yok ediyor. Bu özellikler atkestanesinin damar büzücü oluşundan kaynaklanıyor .

Günümüzde birçok botox etkisi yapan krem, vücut bakım ürünü ve sıkıştırıcılarda atkestanesi bulunuyor. Romatizmal ağrılar, kas ağrıları, saç dökülmesi, yüzdeki güneş lekeleri, damar ağrıları ve göğüslerin toparlanmasında son derece etkili olan atkestanesi, hemoroit tedavisinde kullanılır; bacaklardaki variste dolaşımı düzenler, ağrıları dindirir, gevşemiş boyun derisini sıkıştırır.

Evde at kestanesi yağı yapmak için sonbaharda olgunlaşan tohumlar kabuğundan çıkarılıp rendelenir. Bir kavanozun üçte biri at kestanesi ile doldurulur, geri kalanına saf sızma zeytinyağı konulur ve kızgın güneşte 45 gün bekletilir. Her akşam çalkalanır. Daha sonra süzülür, bir cam şişeye doldurulup serin yerde saklanır. İhtiyaç hissedilen her durumda şikayet edilen tüm vücut bölgelerinde bu yağ rahatlıkla kullanılabilir. Göz çevresi kırışıkları, kılcal damar çatlamaları ve gevşemiş boyun derisinin düzeltilmesi için her akşam yatmadan birkaç damla yağ ile yüze ve boyuna masaj yapmak faydalıdır.

Vücuttaki deri çatlaklarına ve varislere aynı şekilde muntazam olarak kullanıldığı zaman şikayetler ortadan kalkacaktır. At kestanesinden losyon hazırlamak için ise 4-5 tane atkestanesini rendeleyin. 2 tane atkestanesi yaprağı ile birlikte 2 su bardağı suyun içinde bir taşım kaynatın. 15-20 dakika demlendirin, soğuduktan sonra süzün. Hazırlanan losyon, ödem yapmış ayak ve bacaklarda, ağrıyan eklemlerde rahatlıkla kullanılabilir.

 VARİS İÇİN KREM HAZIRLAMA

Papatya yağı ile yağlanır. Sargı bezi ile aşağıdan yukarıya doğru sarılır. Sarımsak kürü yapılır.

KREM HAZIRLAMA: İki avuç dolusu portakal nergisi sap, yaprak ve çiçekleri ufak ufak kesilir, 500gr hayvan yağı kızdırılır ve karışım içine atılır. Kendini bırakınca ateşten alın, üstünü kapatın ve bir gün soğumaya bırakın.

Ertesi gün ılıtın ve bir tülbentten geçirin ufak kavanozlara veya şişelere koyun.

KULLANIMI: Hazırlanan krem varisli olan bacaklara bir bıçak kalınlığında sürülür, üzeri bir tülbent veya sargı bezi ile sarılır.

Dört haftalık kürden sonra varislerden kurtulmuş olursunuz.

 

 
   
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
DOĞA - DOĞA - DOĞA