-------

---------


   
  İLYAS BABANIN YERİ Her çare doğadadır.
  ÇOBAN ÇANTASI - ASLAN PENÇESİ
 




Çoban çantası otu, Hirtentâschel, Capsella bursa-pasturis

Çoban kesesi, Çoban torbası, Çıngıldak otu, Basur otu, Kan otu, Rahim otu
Familyası: Turpgillerden, Kreuzblütler, Brassicaceae (Cuciferae)
Drugları: Çobançantası otu; Bursae pastoris herba
Çobançantası otunun kökleri hariç tamamı çay, tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır.
Giriş: Çobançantası otu Turpgillerin alt grubu olan Capsellingillerden olup bu gruba 6 adet bitki dahildir. Fakat şifa maksadı ile sadece Çobançantası otu kullanılır. Latince Capsella<>, Bursa<<Çanta>> ve Pastor<<Çoban>> anlamına gelir. Türkçede Çobançantası otu diye anılır çünkü çobanların yanlarında taşıdıkları çantaya Çobançantası otunun meyve kesecikleri çok benzer. Tarihte ilk defa Hippokrates (460-377) Rahim rahatsızlıklarına karşı kullanmıştır. Hienonymus Bock (1498-1554) kanamaları durdurduğunu beyan etmiştir ve günümüzde bu yönde araştırmalar yapılmıştır. Vatanının Akdeniz ülkeleri olduğu tahmin edilen bitki günümüzde dünyanın birçok ülkesinde yabani olarak yetişmektedir. 
Botanik: Çobançantası otu yetiştiği toprağa ve iklime göre farklılık gösterir ve boyu 50 cm’i bulabilir ve verimsiz topraklarda ise 20 cm’e kadar ancak ulaşır. Çobançantası otu dikine yükselir, az çatallaşır ve ince bir gövdeye sahiptir. Yaprakları iki türlü olup alt yaprakları Rozet şeklinde yere yatık veya kalkık, kenarları loplu veya iri dişli ve yeşil renklidir. Üst yaprakları ise mızrak şeklinde olup gövdeye oturmuştur ve alttan yukarı doğru yükseldikçe küçülür ve yeşil renklidir. Çiçekleri oldukça küçük ve her biri kremsi beyaz renkte 4 adet kalp şeklinde 2-3 mm büyüklüğündeki taç yapraklardan meydana gelir. Taç yaprakları tutan kupa yaprakları 1-2 mm büyüklüğündedir. Olgunlaşan çiçekleri üçgen şeklindeki içi tohum dolu Çobançantasına (kapsüle) dönüşür. Çobançantası otunun tepesinde yeni tomurcuklar oluşurken, onun altında çiçekler ve çiçeklerin altında ise üçgen şeklindeki kapsülleri yer alır. Bu çiçek açma ve kapsüle dönüşme Mart’tan Kasım’a kadar devam eder. 
 Yetiştirilmesi: Tohumlarından birkaç tanesini bahçe veya tarlanın güneşli bir yerine ekilmesi halinde kendiliğinden yetişir ve herhangi bir bakıma ihtiyaç duyulmaz ve bir bitki bir yılda 30-40 bine varan tohum yapabilir. 
Hasat zamanı: Çobançantası otu (yaprak, çiçek tohumları ve sürgünleri) birlikte toplanarak kurutulur. Çobançantası otu gölgede, güneşli ve havalı bir yerde kurutulmalı ve ısının 40˚’yi geçmemesine dikkat edilmelidir. Şayet Çobançantası otunun üzerinde beyaz bir pas gibi leke olursa toplanmamalıdır. 
Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukca azaltır.
 Kullanılması: 
a) Araştırmalara göre Çobançantası otu veya ekstresi, tentürü veya natürel ilacı her türlü kanamaya; burun kanaması, kan tükürme, bağırsak kanaması, basur kanaması (Metorraji), uzun ve çok adet görme (Menorraji) ve mesane kanamasına karşı kullanılır.
b) Komisyon E’nin 18/09/1986 tarih ve 173 nolu ve de 13/03/1990 tarih ve 50 nolu Monografi bildirisine göre Çobançantası otu veya drogları hafif rahim kanaması (Metorraji), uzun ve çok adet görme (Menorraji) ve burun kanamasına karşı kullanılır. Haricen ise derideki yaralanma sonucu oluşan kanamaya karşı kullanılır. 
c) Homeopati’ye göre Çobançantası otu tentürü başta; doğum sonrası veya düşük sonrası kanamalar, rahim kanaması (Metorraji), adetin uzun sürmesi veya çok olması (Menorraji), burun kanaması, basur kanaması, myom ve idrar yolları rahatsızlıklarına karşı kullanılır. 
d) Halk arasında başta; her türlü kanama; burun kanaması, basur kanaması, mesane kanaması, rahim kanaması, alçak tansiyon ve yüksek tansiyona karşı kullanılır. Dr. Jürgen’s kas eriesini önlediğini beyan etmiştir fakat bununla ilgili klinik araştırmalar yapılmamıştır.
Çayı: İki kahve kaşığı kurutulmuş Çobançantası otu veya 4 kahve kaşığı taze Çobançantası otu demliğe konur ve üzerine 250-350 ml kaynar su ilave edilerek 5-10 dakika demlenmeye bırakıldıktan sonra süzülerek içilir. 
Çay Harmanları;
Homeopati’de: Çobançantası otu toplanır, yıkanır, ince kıyılır bir şişeye 20 gr doldurulur ve üzerine 80 ml %70’lik alkol doldurulur ve iki günde bir çalkalanır. Güneş ışınlarından uzakta 4-6 hafta muhafaza edildikten sonra süzülerek Homeopati’de<> ismi ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3-5 defa 10-15 damla 4-6 hafta süre ile alınır.
 Hastalığın belirtisi (semptom): 
1) Aşırı kanama, koyu renkli ve pıhtılıysa
2) Regl (adet hali)’in ikinci devresi, özellikle çoksa
3) Hasta süt ayran gibi içecekler istiyorsa
4) Damar sertliği varsa
Yan tesirleri: Bilinen bir yan tesiri yoktur.
 B) Tarla Çobançantası otu, Acker Hellerkraut, Thlaspi arvense

Bu bitkinin meyve kapsülleri önce yukarıdan açık sonra yuvarlak daire şeklinde, gövde köşeli, tüysüz ve bu bitki şifalı bitki olarak kullanılmaz. 

 

 

ARSLANPENÇESİ
Latince adı: Leontice leontopetalum
Almanca: Löwentrapp
İngilizce: Rakaf
ÖZELLİKLERİ:
Meme-, lenfbezi-, rahim-, ve prostat kanserlerini önleyici , hormon dengeleyici ,menopoz dönemi şikâyetleri
iyi huylu prostat büyümesini önleyici , düzensiz regl dönemleri ve PMS (Post Menstrual Syndrome) migren
Meme, prostat, rahim veya lenfbezi kanserlerinden birine yakalanmaktan korkuyor musunuz? Ailenizde ve yakın akrabalarınızda, belirtilen bu kanser türleri olduğundan dolayı ben de risk altındayım diye düşünüyor veya kanserin irsi olma riskinin olduğuna mı inanıyorsunuz? Bundan dolayı kendinizde bir gün bu kanser türlerinden birinin ortaya çıkabileceğinin çelişkisi veya endişesi içinde misiniz? Eğer, bu türden şüpheleriniz ve korkularınız var ise, arslanpençesi (Leontice leontopetalum) bitkisi bu konudaki şüphelerinizin ve korkularınızın cevabıdır. Tıpta, özellikle meme veya prostat kanserlerine yakalanma riski taşıyan gruplar vardır. Bu gruptakiler için arslanpençesi kürü bitkisel olarak en ideal çözümdür. Almanya Bonn Üniversitesi İnsangenetiği anabilim dalı başkanı Prof. Peter Propping 19 Eylül 2001 tarihinde yaptığı açıklamada genetik riskin %10 olduğunu bildirmiştir. Yani, kanserin kalıtımsal olma riski %10’ dur. Bu risk grubunda olanlar genel olarak kansere çok erken yaşlarda yakalanmaktadırlar.
Arslanpençesi, belirtilen kanser türlerine karşı aynı oranda önleyici güce sahip değildir. Yüzde olarak kendi aralarındaki oranları belirtmek gerektiğinde bu oranlar sırasıyla.

%90 – 95Meme kanseri         %80 – 85 Lenfbezi kanseri
%70 – 75 Rahim kanseri        %50 – 55 Prostat kanseri

Arslanpençesi memleketimizde arslankuyruğu, arslankulağı ve kırkbaş olarak da bilinmektedir. Literatürde arslanpençesi üzerine çok az bilgi bulunmaktadır. Daha doğrusu bu bitki çok az araştırılmıştır.
Birbirlerinden tamamen farklı bu iki bitkinin bir tanesi benim üzerinde uzun yıllar araştırma yaptığım Leontice leontopetalum, diğeri ise Alchimilla vulgaris dir. Alchimilla vulgaris bitkisi, bayanların düzensiz regl dönemlerine karşı kullanabilecekleri bir bitkidir. Aynı zamanda hormon dengeleyici özelliği de vardır. Ancak, diğer özellikleri yoktur. Türkiye’de, birbirlerinden tamamen farklı olan bu iki bitkide “arslanpençesi” olarak bilinmektedir.
       Aktarlarda maalesef her ikisi de aynı isim altında satılmaktadır. Satın alırken veya kendiniz toplarken kolayca ayırt edebilmeniz için, yapraklarının kenarlarına dikkat ediniz. Doğru olan Leontice leontopatalum’ dur. Her ikisinin de çiçekleri sarı renklidir. Ancak, benim bahsettiğim ve doğru olan arslanpençesinin yapraklarının kenarları düzgündür. Diğerinin (Alchimilla vulgaris) ise, yapraklarının kenarları ince testere dişlidir.

Arslanpençesi hemen hemen tüm Akdeniz bölgeleri ülkelerinde yetişmektedir. Özellikle Türkiye, Kıbrıs, Suriye, Yunanistan ve de Irak’ta bol miktarda tarlalarda gelişi güzel bir şekilde yetişmektedir. Nisan-Mayıs aylarında çiçek açan , 50-80 cm yüksekliğinde bir bitkidir. Gölgede yetişmeyen ancak, hem nemli hem de kurak toprakta yetişebilen bir bitki türüdür. Leontice adı leontopetalum hemafrodit’tir. Yani, hem erkek hem de dişi organlarını aynı zamanda bulundurur. Bu bitkinin toksin (zehirli) ve de herhangi bir yan tesir özelliği olmadığından hiç çekinmeden kullanılabilir. Bütün bunlardan başka alınan her hangi bir ilaçla da etkileşmesi söz konusu değildir. Arslanpençesi çiçek açtıktan kısa bir zaman sonra toplanmalıdır. Gerek çiçeklerini gerekse de yapraklarını kısa zamanda dökmektedir. Çiçeklerini henüz açmamış ise toplanmamalıdır. Kökleri yumru şeklindedir. Bu yumrulara kesinlikle zarar vermeyiniz. Çünkü, bir yıl sonra aynı yumrudan ürün alınabilmektedir. Yumrular genelde toprağın oldukça altındadırlar. Toprak yüzeyine yakın bir seviyeden makas veya bıçakla gövdesinden kesebilirsiniz. Lütfen, köklerine (yumru) zarar vermeyiniz. Gölgede, havadar bir ortamda (örneğin, balkonda) ve zemine serilecek temiz kuru bir bezin üzerinde kurutabilirsiniz. Kesinlikle naylon sergi kullanmayınız.
Arslanpençesinin kökleri hariç, yaprakları, yaprak sapları, gövdesi ve çiçekleri kullanılır. Kesinlikle köklerini kullanmayınız. Bu bitkinin en önemli özelliği birden çok şifa verici özelliğinin olmasıdır. Bunlar sırasıyla;
         Meme, rahim, lenfbezi ve prostat kanserlerine karşı önleyici ve koruyucu olmasıdır.
Belirtilen kanser türlerinin başlangıcında ise tedavi edici gücünün olmasıdır.
Belirtilen kanser türleri ileri aşamada ise bunlarıda yavaşlatmaktadır.
Menopoz dönemindeki bayanların stres, terleme, gerginlik, depresif, ruhsal sıkıntılı durumlarında (PMS) ve de hormonlarının dengelenmesinde mucizevi etki gösterir. Düzensiz olan regl dönemlerini de düzenler.
Prostat fonksiyonları ve prostatın sağlıklı çalışması üzerinde çok olumlu etkileri vardır.
Böbrek fonksiyonları ve sağlıklı çalışması üzerinde çok olumlu etkileri var.
Prostat büyümesini önleyici özelliği mevcuttur.
Genel olarak hormon dengeleyici olmasıdır.
        Meme ve prostat kanserlerinin önemli oluşma nedenlerinden biri de hormon dengesizliğidir. Meme kanserine karşı koruyucu ve önleyici olarak arslanpençesinin hormon dengeleyicigücü tabiat ananın insana sunduğu sonsuz nimetlerinden biridir. Gerek meme ve gerekse prostat kanserlerinin ırsi (kalıtımsal) olma riski mevcut olduğundan, ailesinde ve yakın akrabalarında meme, rahim veya prostat kanseri olanların, özellikle bu bitkiyi kullanmaları çok faydalıdır. Çünkü, arslanpençesi hem önleyici hem de koruyucudur.
        Aslanpençesi, menopoz dönemindeki bayanlar için bulunmaz bir imkandır. Özellikle menopoz döneminde stres, uykusuzluk, gerginlik, ruhsal sıkıntı, sinirlilik, ruhsal değişkenlik, isteksizlik, sıcak basması, sebepsiz korku ve terleme nöbetleri gibi şikayetlerin ortadan kalkmasında arslanpençesi çayı çok büyük bir yardımcı ve destekleyicidir. Menopoz döneminde osteoporoz ve dolaşım bozuklukları gibi somatik şikâyetlerde ortaya çıkabilmektedir. Menopoz dönemindeki tüm bu şikâyetlerin ortaya çıkış nedeninin arkasında yumurtalıkta üretilen östrojen hormon seviyesinin giderek azalması yatmaktadır. İşte, bu nedenledir ki, menopoz dönemindeki bayanlara takviye olarak östrojen hormon tedavisi uygulanmaktadır.
strojen hormon tedavisi uzun zaman uygulandığı taktirde, meme kanseri gibi riskleri de beraberinde getirmektedir. Bu nedenle, bu konudaki uygulama kararını ancak, uzman bir hekim verebilir. Son yıllarda, her hangi bir yan etki ve risk göstermeyen bitkisel hormon tedavileri uygulanmaktadır. Bitkisel hormon tedavisinde alternatif olarak başarıyla kullanılan soya, kırmızı yonca (Trifolium pratense) ve Cimicifuga racemosa bitkileridir.
          Aynı şekilde menopoz döneminde olmayan her yaştan genç bayanların ağrılı, ruhsal sıkıntılı, depresif ve gerginlik içinde geçirdikleri regl dönemleri için de arslanpençesi kürü bulunmaz bir yardımcıdır. Arslanpençesi kürünü uygulayanlar, kısa zamanda ne derece etkili olduğunu gözleyebilirler.
           Erkeklerin orta yaşlarından sonra korkulu rüyalarından biride iyi huylu prostat büyümesidir (benigne prostate hypertrophy). İyi huylu prostat büyümesinin en önemli dezavantajı, yaşam kalitesini (quality of life) olumsuz etkilemesidir. Sık sık idrara çıkma, idrar kesesini tam boşaltamama, idrar yaparken uzun uzun bekleme, idrar kesesi üzerinde basınç duygusu, idrarda çatallanma, zaman zaman idrar yaparken yanma olması ve ileri safhalarda da cinsel isteksizliğin yavaş yavaş kendisini gösterebilmesi gibi problemler ortaya çıkar. Bütün bunlar prostat büyümesinin neden olduğu sonuçlardır. İşte, iyi huylu prostat büyümesini önleyebilmek için ve de sağlıklı bir biçimde prostat fonksiyonlarının çalışmasını sağlayabilmek için arslanpençesi kürü bulunmaz ve yeri doldurulamaz bir nimettir. Yılda bir iki defa uygulanacak olan brokoli kürü de gerek iyi huylu prostat büyümesine gerekse de prostat kanserine karşı güçlü bir önleyicidir (Bakınız: Brokoli). Tekrar vurgulamakta büyük fayda görüyorum; bir hastalığı önlemek, hastalığı tedavi etmekten çok daha kolaydır. Hastalık ortaya çıktıktan sonra çoğu zaman vücudumuzda önemli tahribatlar yapabilmekte, yatağa düşürebilmekte veya kalıcı bazı şikayetlerin ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Sonuçta yaşam kalitesi düşmektedir.
           Yaklaşık 35 yaşından sonra hem bayanların hem de erkeklerin, yılda en az bir iki defa arslanpençesi kürünü uygulamaları halinde kendilerini bir çok hastalıktan korumuş olurlar. Özellikle prostat ve meme kanserine yakalanmaktan çekinen kişiler arslanpençesi kürünü zaman zaman uyguladıkları taktirde çok büyük bir oranda bu riskten kendilerini korumuş olurlar. Nasıl olsa arslanpençesi kürünü uyguluyorum, hekime ve kontrollere gitmeme gerek yoktur, sonucunu kesinlikle çıkarmayınız.

Erkeklerde prostat bezinin sağlıklı bir şekilde çalışması ve menopoz döneminde bulunan bayanların da menopoz dönemlerini sıkıntısız bir biçimde atlatabilmeleri için arslanpençesi çok önemli doğal bir yardımcıdır. Değerli okuyucu, her sağlıklı insanda yaş durumuna göre bir gün içerisinde 50 ile 300 defa kanser hücresi oluşmakta, ancak vücudumuzun bağışıklık sistemi (immün sistem) bu hücreleri yok etmektedir. Vücudumuzun bağışıklık sistemi herhangi bir nedenden dolayı zayıflar ise, bu taktirde kanser hücrelerini denetlemekte yetersiz kalabilmektedir. Bu yetersizliğinden dolayı kanser hücrelerinin sayılarının artmasına ve gelişmelerine engel olamaz duruma düşmektedir. Bu nedenle kansere, bağışıklık sisteminin zayıflamasının yol açabileceği bir hastalık olarak da bakılabilir. Ancak, bağışıklık sisteminin zayıflaması durumunda ortaya çıkan hastalık bir tek kanser değildir. En genel anlamda şunu söyleyebiliriz, bağışıklık sistemi zayıflamış olanlar hertürlü hastalığa karşı tehlike içindedirler. Bundan dolayı bağışıklık sistemimizin güçlü olması gerekir. Bağışıklık sistemini en iyi güçlendiren sebzeler ve meyveler arasında; brokoli, beyaz lahana, domates, kayısı, portakal ve taze beyaz üzüm bulunmaktadır.
          Meme ve prostat kanserinde son 20 yıl içerisinde %100 artış olmuştur. Bilim adamları bu artışın nedeni üzerinde görüş bildirirken hemen hemen hepsinin ortak görüşü çevre faktörlerinde birleşmektedir. Çevre faktörlerinden bu konuda birinci sırayı zirai ilaçlar almaktadır. Günümüzde ne içtiğimiz su, ne yediğimiz sebze ve meyve ne de hayvansal besinler katkısız değildir. Herbiri belirli oranda eser miktarda da olsa zirai ilaç içermektedirler. Tarımda kullanılan bir çok zirai ilaç hormon sistemimizi olumsuz yönde etkilemektedir. Kısaca, hormon dengemizi bozabilmektedir. Almanya Resmi Sağlık Kuruluşları, 8 Kasım 2000’ de toplanarak en az 200 tane zirai ilaç ve sanayide kullanılan kimyasal maddenin hormon sistemini olumsuz etkilediğini ortaya koymuşlardır. Bugün Almanya’da bir çok zirai ilacın kullanımı yasaklanmıştır. Hormon sisteminin olumsuz etkilenmesi, hormon dengesinin bozulması anlamına gelir. Yukarıda belirtildiği gibi gerek prostat ve gerekse de meme kanserlerinin oluşmasında hormon dengesizliğinin rolü vardır. Hormon sistemi üzerinde olumsuz etkisi olan zirai ilaçlardan ve kimyasal maddelerden bazıları aşağıdaki tabloda verilmiştir.

Tarımda kullanılan zirai ilaçların olumsuz olarak etkilediği diğer bir faktör de erkeklerdeki sperm kalitesidir. Sperm kalitesi, normal sperm konsantrasyonu anlamına gelir. Normal sperm konsantrasyonu 40 milyon/ml dur. Yani, 1 mililitrede 40 milyon tane sperm var demektir. Bu sayı ne kadar düşük olursa, erkeklerin baba olma ihtimali’de o oranda azalmaktadır. Almanya’da yapılan klinik deneyler zirai ilaçların, hareketli sperm sayısını olumsuz etkilendiğini ortaya koymuştur. Bu konuda halk sağlığı ile ilgili resmi kuruluşlar halkı, yayınladıkları dergiler ya da internet üzerinden bilgilendirmektedirler.
Sanayileşmiş ülkelerde yaşayan erkeklerin genel olarak sperm kalitelerinde önemli ölçüde düşüş gözlenmektedir. Bu kısaca, sanayileşmiş ülkelerde yaşayan erkeklerin baba olabilme yüzdelerinin azaldığı anlamına gelir. Almanya’da erkeklerin %35’ inin sperm sayıları çocuk sahibi olabilmek için gerekli olan sınırın altındadır. Erkeklerdeki sperm sayısını olumsuz etkileyen diğer bir faktör de, hamilelik dönemlerinde östrojen hormonu (diethylstilbestrol = DES) tedavisi gören anne adaylarının dünyaya getirdikleri erkek çocuklarının yetişkin dönemlerinde sperm kalitelerinin düşük olduğudur. Yani, sperm sayıları normal değerlerin altında kalmaktadır.
Sperm sayıları düşük olan erkeklerin sperm sayılarını yükselten mükemmel bir çözüm bitkisel olarak mevcuttur. Keçiboynuzu, kısa zamanda hareketli sperm sayısını yükselten özelliğe sahiptir. (Bakınız: Keçiboynuzu).
ARSLANPENÇESİNİN KULLANMA ŞEKLİ:
Arslanpençesi kür olarak kullanılır. Başarı oranı çok yüksek olan bu bitkinin önerilen kullanma şekline göre uygulanması çok önemlidir.
1)  Meme-, Rahim-, Lenfbezi- ve Prostat kanserlerini önleyici kür:
4 - 5 gram (yaklaşık bir tutam) kurutulmuş arslanpençesi kaynamakta olan yarım litre suyun içine atılır ve hafif ateşte 2 dakika kaynatılmaya devam edilir. İkinci dakikadan sonra sıcaklığını kaybettirmeden 10 dakika demlenir. Daha sonra soğumaya bırakılır ve süzülür. Demleme işlemi tamamlandıktan sonra mutlaka süzme işleminin yapılması gerekir. Kesinlikle demleme süresi tamamlandıktan sonra daha fazla kabın içinde bitkiyi bekletmeyiniz, süzerek bitkiyi ayırınız. Bir ay boyunca bir gün arayla (gün aşırı) bir su bardağı içilir. Bir aydan sonra 15 gün ara verilir. Onbeş günlük aradan sonra 6 ay boyunca haftada iki defa birer bardak içilir. Altı aydan sonra dönem dönem uygulanır.

2)   Meme-, Rahim-, Lenfbezi- ve Prostat kanserlerini tedavi edici veya yavaşlatıcı kür:
Bu durumda hazırlanış şekli yukarıdaki gibi olup, sadece tüketim şekli farklıdır. Bir ay boyunca hergün bir su bardağı (yaklaşık 250 ml) içilir. Bir aydan sonra bir hafta ara verilir. Bir hafta aradan sonra 6 ay boyunca haftada 4 gün bir bardak (yaklaşık 250 ml) içilir. Altıncı aydan sonra haftada bir veya iki defa içilir.

3)  Menopoz dönemindeki bayanlar için:
Bir nolu kullanma şekli aynen uygulanır.

4)    Bayanların regli dönemlerinin rahat geçmesi için:
Bir nolu kullanma şekli aynen uygulanır.

5)    Bayanların kadınlık hormonlarını düzenleyici
4 - 5 gram (yaklaşık bir tutam) kurutulmuş arslanpençesi kaynamakta olan yarım litre suyun içine atılır ve hafif ateşte 2 dakika kaynatılmaya devam edilir. İkinci dakikadan sonra sıcaklığını kaybettirmeden 10 dakika demlenir. Daha sonra soğumaya bırakılır ve süzülür. Demleme işlemi tamamlandıktan sonra mutlaka süzme işleminin yapılması gerekir. Kesinlikle demleme süresi tamamlandıktan sonra daha fazla kabın içinde bitkiyi bekletmeyiniz ve süzerek bitkiyi ayırınız. 45 gün boyunca bir gün arayla (gün aşırı) bir su bardağı içilir. Her defasında taze olarak hazırlanması gerekir.
DİKKAT:
Arslanpençesi çayı kullanırken içimini kolaylaştırmak için herhangi bir şekilde tatlandırıcı veya başka bir madde kesinlikle ilave edilmez. Yemek yedikten bir saat sonra içilir. Arslanpençesi çayını hazırlarken kesinlikle 10 dakikadan fazla demlemeyiniz. Demleme süresi tamamlandıktan sonra süzülerek ayrılması gerekir. Hazırlanan arslanpençesinin arta kalanı buzdolabında en fazla 3 gün korunabilir. Üçüncü günden sonra kullanılmaz ve mutlaka taze olarak tekrar hazırlanması gerekir.
NOT:
   Hekiminizin verdiği ilaçlar var ise mutlaka kullanınız. Buradaki uygulamayı bir destekleyici olarak kullanınız. Bilmeniz gereken nokta kullanacağınız bitkiye karşı alerjinizin olup olmadığıdır. Bu konuda hekiminizin görüşünü alınız. Hekime gitmeden ve teşhis koydurmadan şikayetiniz ne olursa olsun, buradaki bilgiler ile kendi kendinizi tedavi etmeye kalkışmayınız. Buradaki bilgilerin kesinlikle bir hastalığı teşhis amacı yoktur.

Hasat zamanı: Çiçek amaya başladığı andan itibaren yani Mayıs’tan Ekim’e kadar yerden 5-10 cm yukarıdan kesilerek toplanır ve demetleri yapılarak havalı ve güneşli yerlere asılarak kurutulur. Maalesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ay­rıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlarda açıkta satıl­ması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukça azaltır.

Kullanılması:

a)  Komisyon E’nin 18/09/1986 tarih ve 173 nolu Monografi bildirisine göre Aslanpençesi otu başta hafif ishal hastalıklarına karşı kullanılır.

b) Halk arasında adet görme rahatsızlıkları, ishal, mide-bağırsak rahat­sızlıkları, ağız içi yaraları, deri hastalıkları ve yaralara karşı kullanılır.

Çayı: İki kahve kaşığı Aslanpençesi otu demliğe konur ve üzerine 300-400 ml kaynar su ilave edilerek 5-10 dakika demlenmeye bırakıldıktan sonra süzülerek içilir.

Çay Harmanları

Homeopati’de: Aslanpençesi otundan (taze) 20 gr ince kıyılarak bir şişeye konur ve üzerine 80 ml %70’lik alkol ilave edilerek 4-6 hafta bekledikten sonra süzülerek Homeopati’de <> ismi ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3-5 damla 10-15 damla 4-6 hafta süreyle alınır.

Ekstresi: Aslanpençesi otu etanolla ekstraksiyonu yapılarak ekstresi yapılır. Ekstresi de aynı tentürü gibi kullanılır.

Yan tesirleri: Normal tarife uyulduğunda bilinen bir yan tesiri yoktur. Sadece çok kullanılması halinde karaciğere zarar verir.

B) Dağ Aslanpençesi otu, Alpen Frauenmantel, Allchemilla alpina

Yukarıdaki Aslanpençesi otundan farklı olarak yaprakları derin loplu parmak şeklinde ve her parça ovaldir. Çiçekleri ise oldukça küçük ve çok soluk yeşil nadiren soluk sarı renklidir.

ASLANPENÇESİ KÜRÜ TARİFİ:

Bir bardak suyun içine bir tutam aslanpençesi atıyoruz. 7-8 dakika kısık ateşte kaynatıyoruz ve süzüyoruz. Bu suyu her gün taze olarak hazırlayıp her gün tüketilirse çok faydasını görürsünüz

NOT: Aslanpençesinin kenarları düz olanı yani tırtıklı olmayanı tercih edilmelidir.

ÖNEMLİ: Kesinlikle köklerini kullanmayınız.

Halk dilinde, Şebnemli, Aslanayağı,Tavşanayağı, Hizmetçikız, Kadınmantosuolarak
da bilinir.En çok, ormanve yol kıyılarında, bayırlarda, yüksek yerlerdeki nemli çayırlarda ve dağlık bölgelerde yetişir.

Güzel görünümlü, 7-9 parmaklı yapraklarının kenarları dişlidir. Oldukça sağlam olan sapı yüksek değildir ve pek dikkati çekmeyen sarımsı yeşil yaprakları özellikle Mayıstan Hazirana kadar ve daha sonrada görülebilir.

Bitki çiçek açma zamanında tümüyle, daha sonra ise yalnızca yapraklar olarak toplanır ve gölgede kurutulur.

-Özellikle kadın hastalıklarında kullanılır. Adet görme düzensizlikleri, rahim (dölyatağı) akıntısı, sancıları ve menopoz çağındaki rahatsızlıklarda, rahatlatıcı etkisinin yansıra, ergenliğe geçişte de Civanperçemi ile (yarı yarıya) karıştırılarak kullanıldığında, adet görmeyi düzene sokar, adetin başlamasını sağlar.
- Gebelikte baş dönmesini gidermek için kullanılır. El-ayak ve Vajinal banyolarda, bir litre suya iki avuç Aslanpençesi konarak kaynatılır. 
-Kırıklarda, kangrenler de, yara ateşlenmesin de, apseli yaralara ve çıbanlara karşı toplatıcı ve iyileştirici etkisi vardır. Çayı içildiği gibi, ezilerek dıştan kullanılır.
- Kanama durdurucu olarakta kullanılır. Lapası her 10 dakikada bir kanayan yere ve yaralara uygulanır. 
-Kalp güçlendirici , skleroz (organ sertleşmesi)da iyi bir yardımcıdır.
- Kuvvetlendirici, peklik verici olarak ta kullanılır. 
-Kas ve organ yorgunluklarında, kas erimelerinde, kansızlık durumlarında Aslanpençesi Çobançantası ile birlikte kullanıldığında önemli faydalar sağlarlar.
-Diş çekimlerinden sonra Aslanpençesi çayı ve gargarasıyla yaranın iyileşmesine katkıda bulunulur. 
-Düşük yapmaya yatkın kadınların rahim (dölyatağı) gevşekliğinde, dölyatağı kasları yorgunluğunda, ceninin dölyatağındaki durumunu sağlamlaştırmakta veya zor doğum yapanlarda, doğum yaralanmalarında Aslanpençesi iyi bir yardımcıdır. Bu durumdaki kadınlar, üçüncü aydan sonra Aslanpençesi çayı içmelidirler. Her lohusa kadın 8-10 gün boyunca bu çaydan bolca içmelidir. 
-Rahim sarkmalarında (Prolapsus) ve fıtıklarda Çobançantası ile birlikte kullanılmalıdır. Elden geldiğince yeni toplanmış Aslanpençesi'nden yapılmış çaydan dört fincan içilmelidir. Çobançantası tentürü ile masaj yapılır.(Çobançantası kullanım bölümüne bak).Prolapsus da Masaja vulvanın üstünden başlayarak, yukarı doğru çıkılmalıdır. Aynı zamanda Civanperçemi oturma banyoları da ( Bir banyo için 100gr bitki. Banyo suyu tekrar ısıtılarak iki kere daha kullanıldığı için, haftada üç banyo) yapılmalıdır. <v:imagedata o:title="aslpen" src="file:///C:DOCUME~1ADMINI~1LOCALS~1Tempmsohtmlclip1

 
   
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
DOĞA - DOĞA - DOĞA